Yaşadığım 19 Mayısların her biri çok değerli, paha biçilmez kıymette gündür, benim için. Bunlara ilave olarak hem Samsun’da yaşar, hem de aynı adı taşıyan üniversitede 38 yıl öğretim üyeliği yaparsanız günün önemi katmerleşir. Büyük Atatürk’ün işte benim doğum günüm dediği bir tarihtir 19 Mayıs. Aslında yok edilmek üzere olan son Türk Devletinin sonsuza kadar yaşayacağı ilk adımın, atıldığı gündür 19 Mayıs.
Ama bu 19 Mayıs tarihinde birbirinden güzel anılar biriktirdim. Samsun’dan Kazakistan’ın Türkistan şehrine gelirken nereden bilecektim,19 Mayısla bütünleşen, yaşayacağım unutulmaz değerleri!
Günün ilk saatlerinde; Türkistan şehrinin, neden Türk Coğrafyasının manevi başkenti olduğunu ispatlayan Hoca Ahmet Yesevi hazretlerinin türbesini ziyaret nasip oldu. Yaşadığım manevi iklimin ağırlığını hissederken toprak altında yatanların ruh dünyamıza neler kattığını bir defa daha yaşadım. Atmosferin kültür değerlerimize değişmeyecek kazanımlarına şahitlik ettim. Mutlaka şükür ve hamd etmek için milyarlarca sebebimiz var. Ama bu mekânda sağırların duyacağı seslere, körlerin göreceği renklere şahitlik ediyorsunuz. Vasiyetiyle Cuma Namazı kılınacak mekân olan hazretin evinin çevresinde aynı topraklara ayak basıp yüz sürmenin hazzını yaşıyorsunuz.
Her şeyden çok sevdiğiniz kıymetin; ömür süresini aşan hayatınızın son yıllarını edepten yer altında geçirmenin ne menem bir şey olduğunu hissetmeye, anlamaya çalışıyorsunuz. Sonrada bu iklimin yaşanarak bu günlere korunarak gelmesine vesile olanlara, başta Büyük Türk Hakanı Timur olmak üzere, Nazarbayev dâhil emeği geçenlere şükranlarımızı sunuyoruz.
Coğrafyamızda gördüğümüz ruhsuz yapıların kuşattığı kutsal mekânların aksine, hazretin türbesinin bulunduğu semtteki, hiçbir yapının yüksekliği türbeden yüksek olamaz şartını ruhsatlara işletenlere selam olsun, gıpta olsun.
Hele de türbenin etrafı, ruh yapısını yansıtacak şekilde gül diyarını andırıyor. Gül bahçesine girercesine sözünü adeta yaşıyorsunuz. Hele geceleri aydınlatan ışık peyzajı hazretin aydınlattığı ziyaları hatırlatıyor. İçinizden bağırarak işte mabet, işte muhabbet çığlıklarını atıyorsunuz.
Sonrada neden bu kadar geç bir ziyaret olduğunu sorgulamaya başlıyorsunuz. Bizi biz yapan, değerlerimize değerler katan mekânları ruh dünyamızı şekillendirmeye çalışanlar neden tanıtmazlar. Türk’ün ruh dünyasını insanların iliklerinde yaşatacak tanıtımları, niçin yeterince yapmazlar!
Neden, neden, neden.
Sağlıkla kalın. (Devam edecek)












Gönlünüzün nahifliğinin kokusunu hissettim. Kaleminize yüreğinize sağlık.
Çok büyük muradım Türkistan'a gitmek, ziyaret etmek. Sizi tebrik ediyorum. Yazınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Var ve sağ olasınız Efendim. Saygıyla selamlıyorum.
Yüce gönüllü arkadaşım, güzel yazını beğenerek okudum. Eline, yüreğine sağlık.
Ne diyebiliriz ki hocam. Yine yüreğinize ve kaleminize sağlık. Bizi tekrar o güzel gönül coğrafyasına götürdünüz. Sizinle aynı yerleri birlikte ziyaret etmiş olmak bizler için onur ve gurur kaynağıdır hocam.
Yüreğinize sağlık saygi deger hocam sağlığınızı Diliyorum kolaylıklar diliyorum