Birçok dilde var olan nan kelimesi Özbek Türk’lerinde bir tandır ekmeğinin adıdır. Türk dünyasında ekmek, tarihin her döneminde kutsal kabul edilmiş, üretiminden tüketimine kadar büyük bir saygı görmüş, yanık olanı bile israf edilmemiştir. “Kara yiyen para bulur” özdeyişi de ekmeğe gösterilen bir saygının ifadesidir. Yere düşen ekmek özenle kaldırılır, öpülür alına konulur, bunun anlamı nimetin israf edilmeyecek kadar kutsallığını vurgulamaktır. Osmanlılar döneminde ekmeğin nan-ı aziz adıyla yüceltildiği de bilinen bir gerçektir. Yine başka dillerde de nan kelimesi ekmek yerine kullanılmakta, matematikte de değersiz manası taşımaktadır.
Nankör kelimesinin ne ekmekle nede görmemezlikle bir alakası yoktur. Türkçede yaygın olarak kendisine yapılan iyiliğin değerini bilmeyenler için bu tabir kullanılır. Bu açıdan sözcüğü değerlendirirsek, yediği nimetin kıymetini bilememek gibi bir anlam yüklenebilir.
Günümüzde nankör kelimesini hak eden kesimin başında benim de dahil olduğum emekliler gelmektedir! Daha dün sosyal medyada evine süt, ekmek, et götüremediği için ağlayan bir emeklinin gözyaşlarına şahit olduk. Bir defa emeklinin söylenen yiyeceklerle ne alakası olabilir! Adı üzerinde emeklinin böyle protein değeri yüksek gıdalarla beslenmesi sağlığı açısından tehlikelidir!. Bunları tükettiğinde mevcut hastalıklarının üzerine Allah korusun tansiyon, kolesterol, trigliserit değerleri tavan yaparak eklenecektir!. Sonra şikâyetlerin bini bir para olur. Yok efendim hastanelerde randevu bulamıyoruz, yok tahliller için üç ay bekleniyor, yada MR da sıra gelmiyor diye dert yanmaya başlayacaklar. Halinizin kıymetini bilin, yoksa sizde çare diye dövünmeye, dolap beygiri gibi dönmeye başlarsınız!
Efendim en düşük emekli aylığına, devletimizin bütçe imkânlarını zorlayarak yaptığı onca(!) zamma rağmen hala kendilerini hem emekli hem de yeniden milletvekili olan, ayıptır söylemesi geçinmekte zorlanan bir milletvekilinin maaşıyla kıyaslama yapmazlar mı? Bu gariban vekilimiz, kendini bizim için feda ederken çok şükür elli milyon lira ciro yapan lokantaları varda midesine et ekmek giriyor. Yoksa 470 000 Türk lirasıyla nasıl geçinip bizim haklarımızı savunup, koruyacak!
Son iki dönemdir milletvekili seçilerek bizim derdimizle dertlenen bayan vekilimiz, emeklinin çıkışlarına hak ettiği cevabı nasıl yapıştırdı. Vekilimiz emeklilere sordu, aybaşında hiç aksamadan maaşınızı aldığınıza hiç olmazsa şükredin dedi! Doğru söylüyor, vekilimiz çeyrek asırdır hiç eksiksiz çalışanın maaşı gününde ödenmiştir, ben de bunun canlı şahidiyim.
Bir başka kesimde emekliye verilen zam tutarının yap işlet devret modeliyle, henüz yeterli uçak inmese de yapılan hava meydanlarını, vaat edilen araç geçmese de otoyolları ve köprüleri yapanlara ödenen paralarla, kendilerini mukayese etmezler mi? Ayıptır, günahtır, şimdi yine adamları kızdırmayalım. Başladı mı durmuyorlar, bilirsiniz.
Nan_kör bunlar efendim nan-kör!
Şunu bilin artık, uslu olmazsanız, uslandırırlar bildikleri yöntemlerle!
Prof. Dr. Nazmi Polat












............
Şükür etmeyelim de... Nan-kör mü olalım!…
Sayın Hocam "Tok olan cümle cihanı tok sanır, aç olan da alemde ekmek yok sanır" derler ya öylesine bir durum.
Hatta emeklinin unvanını bile değiştirip "emeksiz" yapmalıdır. Değil mi ama? ????????????
Ne diyelim hocam. Yine kanayan bir yaraya parmak bastınız. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Ellerinizden öperim hocam.