Son aylarda yaşanan olaylar göstermiştir ki uluslararası düzeyde var kabul edilen hiçbir örgütün dünyanın jandarması benim diyenlere karşı bir yaptırım gücü yoktur. İnsan hakları savunucularının esamisi bile okunmamaktadır. Birleşmiş Milletler örgütünün de dünyayı beşten ibaret sayanlara karşı koymakta ki acziyeti gün gibi açıktır ve diğer yüzlercenin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.
Baş jandarma istediği gibi bir ülkenin başkanını kaçırıp, enerji kaynaklarını, petrolü özgürleştiriyorum diyerek işgal edebiliyor. Bir başka ülkenin yönetiminden memnun olmadığını bildirip, gerekirse başkanını derdest edeceğini açıklayabiliyor. Ortadoğuyu yeniden şekillendirip, haritaları düzenleyeceğini, istemediklerini yâda isteğini yapmayanları alaşağı edeceğini gösterebiliyor. Yeniden yapılanma için, eş başkanlar atayıp, vadesi dolanların yerine eskisinden daha sadık olanları getirebiliyor.
Bunları yaparken çocuk hasta öğrenci yaşlı ihtiyar demeden milyonların ölmesi onlar için hiçbir mana ifade etmiyor. Bir evcil hayvanın açlıktan, şiddetten ölmesi (hayvanda olsa hak etmemeleri, gerçeğini unutmadan) durumunda ayaklanan dernekler 168 kız öğrencinin ölümünü gündemlerine dahi almıyorlar. Hele de ölen aynı Tanrı’ya inanmalarına rağmen kendileri gibi değilse kimsenin umuruna gelmiyor.
Son İran olaylarının hukuksuzluğu ve haksızlığı gün gibi ortada iken, baş jandarma, emir eri gibi gördüğü müttefiklerine yeni komutlar vermeye başladığında, yaptırım gücü olmasa da birkaç ülkeden aykırı açıklamalar olmasına sevinmeye başladım.
Gönlümden karşı duruşu ilk gerçekleştirenin biz olması gerektiği geçmedi değil. Bunu yapamamanın nedenlerini tabi ki biliyoruz. Ancak üzerimize düşen görevleri de yerine getirdiğimiz noktasında rahat değilim. Söz gelişi bir yurtta öldürülen masum çocuklara ilk ve en güçlü feryadı gündeme ilk biz getirmeliydik. Cuma hutbelerinde hiç atlamadan haklı olarak söylediğimiz Gazze katliamlarının yanına bu çocukları da koymalıydık. Ne yazık ki tıpkı Doğu Türkistanlı çocuklara uygulananları hatırlamadığımız gibi İran’da yaşananlara da sessiz kaldık.
Bir olumsuzluğu “elinizle gideriniz, gücünüz yetmiyorsa dilinizle öteleyiniz, hiç olmazsa buğz ediniz” diyen öğretiyi, hiç olmazsa hissettiriniz.
Ateşin ortasında; ferahı ve felahı yakalayıp, yaşamak dileğiyle.
Sağlıkla kalınız.
Prof. Dr. Nazmi Polat












Kardeşim ağzına, diline kalemine sağlık Hayırlı Bayramlar
Hocam elinize sağlık. Ne insan olmanın ne de Müslüman olmanın gereğini maalesef yerine getiremiyoruz !!!
Aynen öyle sayın hocam
Tam bağımsız değilseniz birilerinin dediğini yapmak gibi bir zorunluluk doğuyor herhalde. İnşallah o tam bağımsızız dediğimiz günlere geliriz de biraz da bizim dediklerimiz olur. Yoksa halimiz nice olur. Yüreğinize ve kaleminize sağlık hocam.