Bir hedefe ulaşmayı düşünür ve bu ülkünüzü olmazsa olmazlar derecesine çıkarırsanız ekip arkadaşlarınızı doğru seçmelisiniz. Yol haritanızı çizerken çıkabilecek her zorluğu aşacak donanımlı bir ekiple sisteminizi kurmalısınız. İşin başında ince detaylara boğulmadan ana hatlarınız net bir şekilde ortaya koyup, görev dağılımında da liyakati esas alarak paylaşımda bulunursanız zafer her adımızda size daha da yaklaşmaya başlar.
Özellikle kurumsallaşma adı verilen bu olguyu tamamlamadan harekete geçtiğinizde her zorlukta ekibiniz eksilmeye başlar. Başlangıçta beraber işe başladığınız yakın çevreniz birer birer uzaklaşır, bir kısmına da siz yol verirsiniz ve başlarsınız, yeni yandaşlar aramaya bulmaya. Bunlar bazen sizin ona, onun size en olumsuz sözlerle nefret söylemleri söylediklerinizden birileri bile olabilir.
Boşalan her halkayı dolduracak bir şeyleri, eğer birazda güçlüyseniz, sözünüz geçiyorsa, kısa sürede bulursunuz. Ama her yeni, ortamını tanıdıkça, yerini sağlamlaştırmak için en yakınından başlayarak diğerlerini tırmıklamaya başlar. Süreç devam ettikçe yenilenenlerin hâkimiyeti, sizi de içine alacak bir akıntıyla sizin belirlediğiniz yön yerine, var olan eğim istikametinde bazen de dallanıp budaklanarak akmaya başlar.
Gidenlerin yerlerine gelenler, kral iken, kral çıplağa dönüşenlerin çaresizliğini, güç kaybettiklerini gördükçe hesap yapmaya başlarlar. Öncekiler gibi olmamak için öncelikle sadece ”gözlerimi kaparım, söyleneni eksiksiz yaparım” moduyla hareket ederler. Bulundukları makamın ilkeleri, yönergeleri hatta kanunlar bu yeniler için çok önem atfetmez.
Öndekilerin söylemleri, akıl süzgecinden geçirilmeyecek kadar doğru, sorgulanmayacak kadar önemlidir. Düşünme melekesini kullanmaya gerek yoktur, kullanılmadıkça zaten o beyin merkezide tembelleşir.
Mankurtlaşmaya başlayan kişiler sadece sahibinden gelen emirleri yerine getirir. Öldür derse öldürür, suçla derse suçlar, hürriyetini al derse tutsak eder. Aldığı her aferin onu doyumsuz bir mutluluğa götürür. Gel denirse nereye geleyim diye sormaz, düşünmez, emredersiniz efendim zihniyeti hayat felsefesi olur.
Artık makamlar onun için sıradanlaşır, ben neymişim kıvamında her görevi üstlenir. Alkışlara tam da alışmışken, yaptıklarını daha iyi yapacak biri geldiğinde
“beraber çıkmıştık biz bu yollara, beraber ıslandık biz bu yağmurda” şarkıları tek teselli kaynağı olur. Senden önce bu şarkıları kimler söyledi, ama söylemlere hiç aldırmadın, hiç önemsemedin, bir gün sana da; “Eeee en sonunda ne oldu” derler, sakın unutma!
Akıl sağlığınızın güdümü, hep kendinizde olsun!
Sağlıkla kalın.
Prof. Dr. Nazmi Polat












çıkarları uğruna mankurtlaşmayı bilerek kabullenenlerin insan olduğunu düşünmek bile hata olur. Ne yazık ki böyleleri var.
Bu şartlarda biraz zor ama inşallah bizde olur.
Kaleminize sağlık hocam. Liyakat mı, sadakat mı? Sorularının cevabında gizli herşey herhalde. İnşallah bir gün bu makamlara liyakat sahibi olanlar gelir de yaşamak güzelleşir.