Üç ay öncesinde bir seyahat sebebiyle sizlerden izin istemiştim. Dönüşümüz bir aya yaklaşsa da yapılması gereken yurt içi ziyaretler yazamamam için mazeret teşkil etti. Kısa zaman diliminde hem akademik dünyamda hem de gönül dünyamda önemli izler bırakan kayıplarım için mezar başında bile olsa karşılıklı helalleşmem gerekiyordu. Bütün geçmişlerimize rahmet diliyorum, ruhları şad mekânları cennet olsun inşallah.
Memleketten uzakta olmak ülkesini çok seven biri için katlanılabilir bir durum olmasa da evladı yar sizi dünyanın bir köşesinden diğerine kolaylıkla atabiliyor. Doksanlı yılların başından beri dünyanın dört bir bucağına gerek bilimsel maksatlarla gerekse ziyaret, çok az da olsa gezmek maksadıyla gidip geldim. Gittiğim yerlerde görüp memleketimizde gerçekleştiremediğimiz her durum beni derin bir üzüntüyle birlikte düşünceye götürür. Evet, ülkemizin imkânlarını göz önünde tabi ki tutuyorum. Nedir sıkıntı derseniz birincisi biz varı değerlendiremediğimiz için gerilerde kalan bir ülkeyiz. Birçok üçüncü dünya ülkelerinin aksine Mevla’nın bize lütfettiği nimetleri ya kullanamıyoruz, ya da kullanmasını beceremiyoruz.
İmkânsızlıktan kaynaklanan yokluklara bizim kadar anlayış gösteren, sabreden, şükreden az millet bulunur. Açlık sınırının, onlarca altındaki basamakta yaşayan mutlak çoğunluğun sesinin çıkmamasının sebebi bunun açık bir göstergesi değil de nedir!
Ömrünün son kırk yılını Matasyon ile Altınkum arasında geçiren bir insan olarak şehirleşmeye baktığımızda içler acısı bir manzara karşımıza çıkıyor. Ne caddeler caddeye, ne sokaklar sokağa benziyor. Çocuklarımızın nefes alacağı doğru dürüst alan bırakmadık. Deprem kuşağındaki bir ülke olmamıza rağmen en kolay işi olan toplanma alanlarını bile ayırmadık. Elin insanı evcil hayvanlar için koşup enerjisini harcayacak parklar yaparken biz iki uydurma salıncakla park yaptığımızı zannettik.
Binalar arasında nefes alacak boşluğu bile çok gördük insanlarımıza. Aynı sokakta çok katlı binaya da iki üç katlı binaya da ruhsat verdik. Yerleşim bölgelerine önce yol sonra bina en sonunda da alt yapı hizmetlerini yapınca delik deşik sokaklarda yürümeyi zorlaştırdık. Caddeyi bitirmeden yolun ortasında kalan yüksek gerilim direklerini diktik. Binalar evler bitip insan nüfusunu alt yapı karşılamayınca yaptıklarımızı yeniden sökmeye başladık. Bütün bunlar mimar mühendis yetkililerin yönetiminde gençleşmedi mi?
Haftaya devam edeceğiz inşallah.
Sağlıkla huzurla kalın.












Hocam hayırlı günler dilerim yazınızı okudum ...bu yazıyı keşke belediye başkanlarıda okusa biryeri almaya karar verdiklerinde önce çocuk parkı yapıyorlar sonra parkı yıkıp bina yapıyorlar
Hocam ülkede neyi tutsak elimizde kalıyor. Kanunları kral yapmak yerine insanları kral yapan ülkelerin hali bu. Yüreğinize sağlık.
Şehirlerimiz gibi gönüllerimiz de tarumar. Yara bere... İnsan kalitemiz neyse biz oyuz. 24 Kasım 2025 günü öğretmenler günü kutlanıyor, 25 Kasım'da hiç bahsedilmiyor. ... Gelecek yazınızı heyecanla bekliyorum.
Özlemişiz hocam yazılarınızı. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Yine milyonların isyanına tercüman oldunuz. Allah sizi başımızdan eksik etmesin inşallah. Ellerinizden öpüyorum.