Venezuela’da yaşanan olaylar bir kez daha gösterdi ki, barışı ve istikrarı korumak, adaleti tesis etmek, insan hakları ihlallerini ortadan kaldırmak amaçlı hiçbir uluslararası kuruluşun güç karşısında bir yaptırım gücü yoktur.
Avrupa’nın ortasında, Bosna ve Kosova’da yaşanan soykırımın batılı barış gücü askerlerinin kontrolünde gerçekleştiğini gördük, yaşadık. Katliamları önlemek görevinde olanların rehberliğinde nasıl jenosit yaşandığına şahit olduk.
Doğu Türkistan’da binlerce aydın Uygur Türk’ü asılsız suçlarla idam edilirken, Uygur bebeklerinin yüz binlercesi ailesinden alınıp sözüm ona kreşlerde Çinli gibi yetiştirilmesine göz yumulurken, her Uygur evine her isteği yapılan bir Çinli yerleştirilirken aykırı, güçlü bir insan sesi işitiniz mi?
Hocalıda insan onurunu ve şerefini ayaklar altına alan katliamları dünya canlı yayınlarla sadece seyretti. Onlarca yıl evlerinden uzaklaştırılıp gayri insani koşullarda yaşayan Karabağ halkının sefaletine arka çıkan, destek olan bir örgüt duydunuz mu?
Irak’ta hürriyet vaadiyle bir milyona yakın çocuk, kadın ve yaşlı öldürülürken ölüm sessizliğine bürünen birleşmiş milletlerin bir yaptırım teşebbüsü oldu mu?
Libya’da olanlar karşısında kim neler yaptı!
Gazze’de iki yıla yaklaşan katliamları önleyici bir yaptırım varda haberimiz mi olmadı!
Maduro yaptıklarıyla, öz halkından çaldıklarının ve yaptığı ifade edilen yasa dışı faaliyetlerinin bir getirisi olmadığını acı bir şekilde öğrendi. Dünyanın bilinen en büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkeyi, hesapsız ve kötü yönetimiyle, işsizlik, kıtlık, yoksulluk, yetersiz beslenme ve yolsuzluk problemleriyle boğuşan devlet haline getirdi.
Bu yaşananları fırsat bilen güç, Irak’ta, Suriye’de Libya’da yaptığı gibi yeraltı zenginliklerini ele geçirmekten başka bir hedefi olmayan, birilerinin iştahını artırdı. Ayrıca; Venezuela’ ya dolayısıyla dünyanın en zengin petrol yataklarına el koymakla, her hangi bir sebeple Ortadoğu’da yaşanacak petrol krizine karşı olası bir tedbir mi aldı, onu zaman içinde göreceğiz. Tabi ki, böyle bir durumda tehlike çanlarının kimin için çalacağının hesabını da yapmalıyız.
Kendi insanlarından esirgeyerek, ( nasıl kazanırsan kazan ) edindiğin serveti sana rahatça yedirmiyorlar demek ki! Olayları haber verecek bir görevlin, yakının (sözgelişi enişten, amcan) yoksa doğduğun yerlerin uzağında doymayı ümit ederken esir hayatı yaşarsın vesselam.
Sağlıkla kalın.
Prof. Dr. Nazmi Polat












Emeğinize sağlık Hocam
Sağolun, kaleminize, yüreğinize sağlık sayın hocam. Bu devirde büyük balık küçük balıgı yutuyor. Onun için "Türk dünyasının büyük Balık" olması'nın şart olması lazım diye düşünüyorum. Saygılar.
Ne diyebiliriz ki hocam. Güç kimden yana ise o haklı gibi gözüken bir dünyada yaşıyoruz. Yüreğinize ve kaleminize sağlık.
Sayın Hocam siz yıllardır anlatıyorsunuz ama Mevlana' nın dediği gibi "Sen ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır." İnşallah bu gün herşey değişir. Ümmetin ve milletin uyanışı başlar.
Kaleminize sağlık hocam