Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesinin davetlisi olarak gittiğimiz Türkistan’da hiç birimizin unutamayacağı bir 19 Mayıs yaşadık. Günün ilk saatlerinde yapılan Türbe ziyaretinin ardından rektör Dr. Janar Temirbekova bizi Türk misafirperverliğinin en güzel örneklerini sunarak makamında kabul etti. Karşılıklı fikir alışverişi sırasında gerek akademik manada ve gerekse kültürel alanda yapılması gereken yüzlerce işin bulunduğuna bir kere daha şahit olduk.
Üniversitede yaşadıklarım ve gördüklerimle böyle bir üniversitenin kurulmasında emeği geçenleri, binlerce kez şükranla, hayırla yâd ettik. İkramların ardından rektör hanım bizlere hediyeler takdim etti. Dokuz Kumalak oyun takımı hediyemi aldığımda bunun Türkiye’nin değişik yörelerinde farklı adlarla (Mankala,Kale, Altıev,Meneli Taş) oynanan bir Türk zeka strateji oyunu olduğunu öğrendim. Son yıllarda değişik uluslara mal edilmeye çalışılan Dokuz Kumalak oyunu; halen Kırgızistan ve Kazakistan’da değişik kulüplerde yaşatılmakta ve federasyonları kurulmaktadır.
Rektör hanımın makamından ayrılırken binanın giriş katında bir müzik saz heyetinin biraz sonra gerçekleştirilecek Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi ile Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesinin birlikte gerçekleştirecekleri senato toplantısına gelen senatörler ve bizler için doyumsuz bir müzik ziyafetine sahne aldı. Çırpınırdı Karadeniz bütün katılımcıları coşturmanın ötesinde hayaller dünyasına götürdü.
Nazik davetleriyle iki üniversitenin senato toplantısına katılmak şerefine ulaştık. Toplantı sonunda tartışılarak alınan kararlar İsmail Gaspıralı’nın ruhunu şad edecek hüviyette manalı ve isabetliydi. Karşılıklı olarak yaz ve kış okullarının açılması, öğretim üyesi ve öğrenci değişimleri, lisansüstü eğitim çalışmalarında yardımlaşma, öğrenciler arasında Türkiye’ninde katılacağı ortak spor, sanat ve kültürel işbirliği kararlarının alınması son derece memnuniyet verici gelişmelerdi.
Toplantının dilek ve temenniler bölümünde şahsıma da ekip adına konuşma fırsatını lütfettiler. Bugünün toplantı için tesadüfi bir tarih olmadığını öğrenmenin hazzını yaşadığımı ifade ederek söze başladım. Kurtuluş meşalesinin ateşlendiği günün adını taşıyan bir üniversite mensubu olarak, Yüce Atatürk’ün 1932’lerde işaret ettiği kültürel birlikteliğe, ayrılıkların yaşattığı yabancılaşmanın ortadan kalkmasına, bir olduğumuzu, aynı atanın torunları olduğumuzu haykırmaya böyle işbirlikleri ile ulaşabileceğimizi söyleme fırsatı buldum.
Son sözü alan Manas Üniversitesi rektörü Sayın Prof. Dr. Alpaslan Ceylan beyefendi, Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerine bir toplantıda, “ Türk’müsün, Müslüman mısın?” sorusu sorulduğunu belirterek söze başladı. Hazretin cevap olarak “Türk’üm Türklük kaderimdir, Elhamdülillah Müslümanım, Müslümanlık seçimimdir ”sözleriyle unutulmaz bir ders daha verdiğini belirtti.
Türk dünyasında da zaman zaman yaşanan benzer durumlar için başka söze gerek var mıdır?












Sayın Nazmi Hocam, hoşgeldiniz. Türkistan’a olan seyahatınıza başlarken size “bereketli “ bir gezi yapmanız temennisinde bulunmuştum. Anlıyorumki çok olumlu geçmiş. Türk Devletleri arasında ilişkinlerin pekişmesine vesile olacağını umduğum gayretlerinizden dolayı sizi ve ekibinizi kutluyorum.
Orada olmak ve söylediklerinize şahit olmak bizim için de onur ve gurur vericiydi hocam. Bizlercde unutulmaz bir 19 Mayıs yaşama fırsatı veren ve emeği geçen herkese tekrar tekrar teşekkür ederim hocam.