Nüfusunun kahir ekseriyeti Türk olan Türkiye Cumhuriyeti devleti yeniden kurulurken, sınırları içindekileri de aynı şemsiyeye alarak kardeş kabul edip uluslararası dünyaya Türk adını tekrar duyurmuştur. Kurulan devlet Türkiye Cumhuriyeti, devletin resmi dili Türkçe, başkenti Ankara’dır. Devletin kuruluş aşamasında hangi sıkıntıları nasıl defettiğimiz, hangi büyük bedeller ödediğimiz öncelikle mazlum milletler başta olmak üzere bütün devletlerin malumudur. Tam da yok ettiklerini düşündükleri sırada küllerinden yeniden neşet etmiş, dünya durdukça var olacağını herkese yeniden göstermiştir.
Yeni Türkiye Cumhuriyeti yüzyılını devirirken, tarihin hiç bir döneminde olmayan, bulundukları vatanlarından tehcir edilen, dili, dini bize benzesin benzemesin her müşküle öz kardeş muamelesi yapmıştır. Hatta bu insanlara öz kardeşlerimizden esirgediğimiz, veremediğimiz ,varlıkları sunmuş ve vermeye devam ediyoruz. Son yıllarda özellikle güney komşularımızın yaşadıklarından kaynaklanan milyonlarca insanı misafir edip ev sahibi yaptığımız gibi.
Ancak ne hikmetse bizim yaptıklarımızı hiçbir insan hakları savunucusu devlet yapmamış, kaçkınların arasından seçkinleri daha doğrusu elinden iş geleni lütfen kabul etmiş, diğerlerine kapılarını kapatmışlardır. Ülkelerine girmek isteyenlerin bazen tekneleri batırılmış, boğulma dahil şiddetle ölmeleri bile hür dünyanın kör olan gözlerini kıpırdatmamıştır. Geri döndürülenlerin mesken yerleri de yurdumuz olmuştur.
Bütün bu yaşananların Avrupa devletlerini nelerden koruduğunu daha dün İtalyan başbakanı teşekkür ederek ifade etmiştir. Garip Türk Milletinin nelere nasıl katlandığı bütün gerçekliğiyle ortadadır.
Bütün bunlar yaşanırken içimize alıp var ettiklerimiz bizde varız, sizden farklıyız, dürtüleriyle bayrak açmaya, eşitlik nidalarıyla verdiğimiz hakların daha da ötesi Asli unsuruz demeye başlamışlardır.
Biz Türk’üz dersek, onlarda der diye öz benliğimize kement atmaya başladık.
Söz gelişi camilerimizde her milleti zikrederken hiç Türk Milleti lafzını hutbelerde duyamaz olduk. Büyük millet, tek devlet, tek dil derken bile Türk adına ambargo koyduk. Şu gün dünyada inandığı değerleri yaşayamayan, evine yerleşen yabancının her dediğini yapmak zorunda kalan, Kuran okuyamayan hatta evinde tespih dahi bulunduramayan Uygur Türk’ü gözden ıraktır.
Bin türlü zorluktan geçerek yurdumuza ulaşanları da sınır dışı etmekten sıkılmıyoruz.
Daha düne kadar biz biriz, beraberiz diyenler mezhep ve meşreplerinden bahsederek biz de varız demeye başladılar. Büyüklerimiz de sağ olsunlar her birinin adını sıralayarak kardeşçe yaşamamız gerektiğini vurgular oldular.
Bütün bunlar olurken, andımızı yasakladık, Ne mutlu Türk’üm diyene yazılarını sildik. Nemi oldu? Artık bizim çocuklarımız Türk’üm demez oldular. Her grup her yerde olması gerekenin çok üzerinde temsil edilirken sesimiz çıkmaz oldu. Herkes Türkiye’nin her köşesinde her istediğini yaparken, Türk olanlar bundan mahrum bırakıldı.
Sahi ne meselesi demiştiniz!
Sağlıkla kalın.












Recep Bircan, Hissiyatımızı dile getirdiğin için teşekkür ediyorum. Büyüklerimiz (mekanları cennet olsun) boşuna söylemediler “Kendi öz yurdunda garipsin, Kendi öz yurdunda pattasın”. Ne mutlu Türküm diyene.
Teşekkürler Hocam. Suskunluğumuza ses, yutkunmalarımıza nefes oldunuz. Hayallerinizi yaşamanızı diliyorum. Selam ve saygılar sunuyorum.
Nemutlu Türküm diyene.????????????????????????
Yüce yüreğinize sağlık saygi değer hocam iyi ki varsiniz????????????????????????????
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE... Yüreğinize ve kaleminize sağlık hocam. İnşallah aslımıza döneriz.