Tadına doyamadığımız bir Kazakistan-Özbekistan seyahati ile ilgili dört haftadır Ata yurdundan bahsediyor, devam edeceğimi yazıyordum. Sırada Kazakistan’ı bitirip Özbekistan anılarını kaleme almak vardı. Ama gerek içinde bulunduğumuz coğrafyada cereyan eden olaylar ve gerekse ülkemizde yaşadıklarımız bu yazıyı haftaya bırak dercesine gelişti.
Geçtiğimiz hafta, yeni bir dünya harbine davetiye çıkarıyorlar denecek kadar korkusuz ve insafsız, insan hak ve hürriyetlerini yok sayacak adar cesur, çok sayıda İsrail füzelerinin İran’ın stratejik savunma hedeflerini bombaladığı haberleriyle şaşırdık, dünya devletlerinin sadece seyirci kalmaları ya da saldırganı desteklemeleriyle irkildik.
İran devletinin savunmadan sorumlu komutanlarının ve üç gün sonra yerine geçen görevlinin ve çoğunluğu nükleer fizikçi sekiz bilim insanının nokta ateşlerle peş peşe öldürülmelerini film seyreder gibi izledik. Kime kızacağımıza karar veremedik, öyle ya navigasyon bilgisini vereni mi, acımasızca katledeni mi lanetleyecektik, şaşırdık kaldık!
İran’ın cevap hakkı denecek karşı füzeleri,Müslümanlar öldürülürken dilsizleşen hür dünyayı nasıl harekete geçirdiğini gördük. Kınamalar, destekler peş peşe geldi ve soykırım yaptığı kendi halkınca kabul edilenler kahramanlaştırılmaya başladı.
Ben ne dersem o olur edasıyla kendini devler aynasında görenler İsrail’in yanında İran’ı bombalamaya başladı. Şaşırdık mı? Hayır! Peki, İran’ın yaşama hakkı için verdiği cevabı kimler kınadı! Olmaz, olamaz, olmamalı diyerek şaşırdık mı evet, çok şaşırdık!
Haftanın en acılı şaşırtanı ise Gazi Meclisimizde yaşandı. Kucağımıza almasak, koltuğumuzda saklamasak tarihteki yok olanlar kervanına katılacak, ihaneti belgelenmiş bir kendini bilmez, yemek yediği tabağı dokunulmazlık zırhıyla kirletip büyük Türk Milleti’ni soykırım yapmakla suçladı. Şaşırdık mı? Hayır!
Bu olması mümkün olmayan lanetlenecek hadiseyi bir kahraman Türk Hanım Milletvekili dışında kınayan oldu mu? Ülkemizin bölünmez bütünlüğü için yeminleri olan iktidar milletvekilleri ile Büyük Önder Atatürk’ün kurduğu partiyiz diye ortada dolaşanlar, iktidarı ayakta tutan iktidarımsı yancılar ve milliyetçilik ancak bizim bahçede olur diyenler; sizler ne yaptınız.
Hadi beni şaşırtın, zabıtlardan bu kara lekeyi silin. Şanlı tarihimizi bu alçakça iftiradan temizleyin. İlahi adalet gününde Ermeni katliamlarında şehit düşen 520 bin Türk’ün nasıl hesap soracağını düşünün.. Ermeni katillerin yakın tarihimizdeki katliamlarında şehitler kervanına katılan diplomatların yakınlarının ve Türk Milletinin yüreğine su serpin.
Son sözüm ise, kınama kervanına katılan sapı bizden olduğunu sandıklarımız ve alçakça iftiralarını çemkiren içimizdeki iftiracılar, oturun, kaşınmayın.
Sağlıkla kalın.












Yüreğinize ve kaleminize sağlık hocam. Bütün bu olup bitenlere karşı bütün dünya kör ve sağır olmuş. Biz de maalesef bunlara çanak tutuyoruz. Buna şaşırıyor muyuz. Tabii ki hayır. İnşallah bunlara da hesap soracak birileri gelir hocam. Ellerinizden öpüyorum