Büyüklerimiz sağ olsunlar bizleri, özellikle yaşlı emeklileri, bizden çok düşünmeye devam ediyorlar. Obezitenin insan sağlığına olumsuz etkilerini bildiklerinden özellikle yaşı altmışı geçenleri korumak için her çareye başvuruyorlar. Daha düne kadar 14 bin 469 lira olan emekli maaşını artırmak(!) suretiyle tam 16 bin 881 Türk lirasına çıkardılar. Lütfen aklınıza farklı bir şey gelmesin bu maaş artışı tamamen emekli ve yakınlarının sağlığını korumaya yönelik bir gerekliliktir.
Allah korusun, daha fazla bir artışın getireceği bilinçsiz alış veriş hedef kitlenin obeziteleşmesine sebep olacaktı. Obezite deyip geçmeyin, vücutta biriken yoğun yağ tabakası sağlık açısından birçok riski beraberinde getirir. Kalp hastalığı, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, karaciğer yağlanmasına paralel enzimal dengesizlikler, uyku apnesi gibi rahatsızlara davetiye çıkarır. Bütün bu bilimsel çıktıları, enflasyon hesaplarındaki ciddiyetle takip eden, bizi bizden daha iyi düşünen yetkilendirdiğimiz büyüklerimiz şişmanlayıp hastalanmayalım diye sağlığımız için en uygun miktarda maaş zammını yaptılar. Yap işlet devret modelindeki müteahhitlere yapılan zammın onları ne hallere (!) düşüreceğini görecek; böylece halimize, yoksulluğumuza, fakirliğimize şükredeceğiz.
Bunları düşünmek yerine Türkçü hareketin efsane isimlerinden, Hayrettin Barut başkanın naklettiği bir fıkrayla neşelenelim biraz.” Fena halde aç durumda ki aslan yolda tilkiye rastlar. Bana yiyecek bir şeyler getir, yoksa seni yerim der. Korkudan titreyen tilki soluğu eşeğin yanında alır. Eşeğe aslan seni ormana kral yapmak istiyor benimle gelir misin, diyerek onu kandırır?
Aslan eşeği görür görmez saldırıp kulaklarını ısırır ama eşek güçlükle de olsa kaçmayı başarır. Peşini bırakmayan tilkiye dönüp, beni kandırdın! Aslan beni öldürmeye çalıştı, diyerek çıkışır. Kurnaz tilki lafın altında kalır mı? Aptal olma, taç takabilmen için kulaklarını aldı, niyeti seni yemek olsa böyle bırakır mıydı, der? Hadi geri dönelim diye üsteler.
Tilkiye inanan eşek önerinin mantıklı olduğunu düşünür ve yine onu takip eder. Aslan eşeği görür görmez saldırır bu seferde kuyruğunu koparır. Ama şans yine eşeğin yüzüne güler, kaçıp canını kurtarır. Peşindeki tilkiye de yine yalan söyledin, aslan, kuyruğumu kopardı, der.
Tilki; korkacak bir durum yok, o sadece senin tahtta rahatça oturmanı istiyor! Benimle dön yoksa tahtı kaybedersin, diyerek ısrarını sürdürüp bir kez daha eşeği ikna eder.
İyice acıkan aslan bir pençe darbesiyle eşeği devirir. Tilkiye dönüp, eşeğin derisini yüzdükten sonra beynini, ciğerini ve kalbini getir, der. Tilki denileni yapar, ancak beyni yer, ciğer ve kalbini aslana getirir. Beynin olmadığını gören aslan hışımla, beyin nerede diye sorar. Tilki, yoktu kralım, eğer beyni olsaydı iki kez yakalandıktan sonra tekrar geri döner miydi, der.
Aslan düşünür, çok doğru der.
Fıkra bu, ancak bunun günümüzde yaşananlar arasında çok, gerçekten, asla ve kata bir ilgi, kesinlikle yoktur!
Eşeğin defalarca kandırılışı, tilkinin ustalığı ve beyni götürmesi, kralın eşeğin beyinsizliğine inanması bana yaşanılır gibi geldi, sizce durum nedir!
Yanılıyor muyum?












Ağlanacak halimize gülerek okuttunuz sağolun.☺️
Fıkra günümüze uygun düşüyor. Yine de, Rabbim insanlarımıza akıl versin duasını etmekten kendimizi alamıyoruz. Kalemine sağlık değerli hocam.
Her zamanki gibi yine doğru bit tespit hocam. İnşallah ders çıkarırız. Yanılmadığınızı biliyoruz hocam.