Irak’ta başlayan, sözde yöre insanına daha fazla hürriyet, daha fazla adalet ve eşitlik getireceği söylenen “Arap Baharı” ile öncelikle ülke halkının hangi badireleri yaşadığı, unutulması mümkün olmayan katliamlarla çoğu çocuk, yaşlı ve kadınların nasıl öldürüldüğünü dün gibi hatırlıyoruz. Önce Saddam’ın askerlerinin süngüleri, ardından kimyasal silahlarında can aldığı, kan akıttığı günlerde insanların sürüler halinde kovalanıp sığınmacı haline getirildiğini unutmadık. Bunların arasından seçilen binlerin eğitildikten sonra bizler aslında “Kürt Yahudileriz” söylemleri ile Irak’ın kuzeyine döndükleri de hafızamızda tazeliğini korumaktadır. Sonrasında Irak halkının yeraltı zenginliklerinin nasıl yabancılar tarafından ele geçirilip sömürüldüğü, devletin nasıl biçare hale getirildiği, insanların nasıl kaçgın durumuna düşürüldüğü, ülkenin kaç parçaya ayrıldığı da bir insanlık ayıbı ve dramı şeklinde ortada durmaktadır.
Irak’ta askerimizin yazmaya utandığım durumu, Türkmenlerin ellerindeki varlıklarına el konularak azınlığa düşürülüşleri, tapu kayıtları ve mezarlıkların nasıl tahrip edildiği, bize bir el mesafesindeki yüzde yüz Türkmen şehri Telafer’de yaşananları unutmamız mümkün mü?
Yakıcı ve yıkıcı baharın Libya’ya sirayeti, Kaddafi’nin öldürülüşü, istikrarın yerine, kabile savaşlarının geldiği, Mısır’da demokratik(!) hamleleri de seyrederek öğrendik ve yaşadık.
Bir seneden fazladır binlerce Filistin’li kardeşimizin soykırımı unutturan katliamlarla öldürüldüklerini, suçlularının nasıl korunup kollanıp alkışlandığını hepimiz gördük.
Bütün bunlardan sonra, Suriye ile ilgili gerçek bilgiler ortada yokken yaşadığımız bayram havası karşısında hayretler içerisindeyim. Aklıma gelen cevabını sadece bizim bilmediğimiz onlarca soru ve sorun var. Söz gelişi Türkmenlerin, Bayır Bucak Türk’lerinin huzur içinde yaşayacağı bir ortam var mıdır? PKK/PYD’ nin ülkemizi rahatsız edecek bir yapıya kavuşması nasıl engellenecektir? Misafirlikleri bitme noktasına gelen insanların nasıl gönderilecekleri, Golanın bütün stratejik noktalarını ele geçirirken Suriye’nin savaş gücünü imha eden İsrai’in kanun tanımazlığının nasıl önleneceği aklımda cevabı olmayan sorulardan bir kaçıdır.
Bütün bunları görüp yaşarken bağlamayı alıp tahrip edilen saraylara sazı da götürüp ‘Estergon’u” çalmadığımız kaldı. Bayram havamızın kalıcı olması dua ve arzusuyla, savaşsız acısız, dostlukların yaşandığı bir dünya diliyorum.












Yüreğine sağlık saygi deger hocam