Çok değil yirmi, otuz yıl öncesinde, yetimin yanında, hiç kimse anne babasından bahsetmezdi. Yoksulun, açın yanında varlıktan söz etmek ayıplanırdı. Hastanın yanında sağlık konuşulmazdı. Komşuda pişen paylaşılırdı. Yoğun ve yorucu işler imece usulü insana yük olmaktan çıkardı. Dertlinin yanında deva olmaya çalışılırdı. Alacak istenmeye utanılır, borçluyu gördüğünde ona hissettirmeden yol değiştirilirdi. Acılı günde uzak yakın bütün komşular seferber olur, kaybedilen değerin boşluğu belli ettirilmemeye çalışılırdı.
Aile toplumun kalbi, devletin direğiydi. Akrabalık, hısımlık kara günde de, bayram günlerinde de doyasıya yaşanırdı. Emanete hıyanet akla bile gelmezdi. Yalanın ev içinde ve dışında mevzusu olamazdı.
Çocuklar, çoğunlukla el yapımı oyuncaklarla hep birlikte oynar, geçmişten gelen çelik çomak benzeri geleneksel yarışlarla eğlencenin doruğunu yaşarlardı. Küslük, kırgınlık uzun sürmez, barış ve kardeşlik duygusu, bir olma benliğini pekiştirirdi.
Büyükler, sadece kendi çocuklarını değil, tanımadıkları da dâhil her bireyi korumakla görevliydi. Onlar bir yanlış gördüğünde, yaptığının karşılığı değerinde cezayı keser, ebeveynler bu işlemden memnun olurlardı.
Öğretmen sadece okulda değil, mahallede çarşıda, pazarda, sinemada eğitimini sürdürür, hep eli öpülesi insanlar olarak değer görür, onun vurduğu yerden gül biterdi.
Nemi yaptık dostlar. Aile bağlarını pamuk ipliğiyle ördük. İçerden ve özellikle dışardan gelen kötü örnekler nerdeyse vazgeçilmezimiz oldu. Dün her türlü değeri koruma pahasına sahip çıktıklarımız bizim olmaktan çıktı. Medyanın her çeşidi kutsallarımızla alay etmeye başladı. Aramızdaki sevgiyi, saygıyı, sevdayı unuttuk. Küfür, kavga, saygısızlık yanı başımızda kol gezmeye başladı.
Maneviyat, kutsal değerler, insani vasıflar, adalet, hukuk, haram helal, ne varsa bizden uzaklaştı. Doğruyu söylemekten, konuşmaktan, yazmaktan korkar hale geldik. Artık görmemeye, duymamaya, bana ne demeye alıştık. Her koyun kendi bacağından asılır, bana değmeyen yılan bin yaşasın, ilkemiz, ülkümüz oldu.
Asılan koyunlar kokmaya, dokunmayan yılanlar sokmaya başladı.
Ya, üzerimizdeki ölü toprağını kuvvetli bir rüzgarla atacağız ya titreyerek kendimize döneceğiz ya da….
Sağlıkla kalın.












Kıymetli hocam bu güzel değerler birdaha geri gelirmi bilemem. Kalemine yüreğine sağlık.Selamlar
Kaleminize yüreğinize sağlık hocam. Nerede o eski günler dedirttiniz bizlere. O günleri mumla arar hale geldik. İnşallah o günleri tekrar yaşar hale geliriz.