Siyasette 180 derece neyi ifade eder! Günümüz siyasetinde 180 derecenin ömür süresi ne kadardır? Sabahla akşam arası bu iş için yeterli midir? Hayır, bu kadarda olmaz mı diyorsunuz? Süreyi üç saat öncesi, üç saat sonrasına mı indirgemek istiyorsunuz. Olur, vallahi olur, sakın olmaz demeyin. Neler oluyor neler, akıl izan aramaya kalkmayın. Bir adım sonrasında “devlet aklı” karşınıza çıkar ve olamaz dediğiniz her şeyi içinize rahatlıkla sindirebilirsiniz!
Barışa giden yolun mimarlarının, dünü ve bu gününü araştırmaya kalkmayın lütfen. Tespitleriniz karşısında küçük dilinizi kaybedersiniz. Dilinizi yutturanları seyreden şeytan, “Mevla’ya beni niye yarattın” diye hayretini şaşkınlığını ifade etmektedir, bilesiniz.
Silahı, binlerin kanını dökerken zevkten kuduranın işaretiyle bıraktıklarını söyleyenler bu çerçevede ne kadar inandırıcıdırlar. Ya da bu işi sadece barış için yaptıklarını söylerlerse ne kadar samimidirler. Şimdi yan yana gelen üç benzemezler, yarın sizin biri birinize söylediklerinizden esinlenerek 180 derece manevrasını yaparlarsa kim kimi neyle suçlayacaktır, yaşarsak göreceğiz.
Bir an için söylenenlerin hayata geçtiğini kabul edelim. Barış havarisi yaptıklarınızla telefonla konuştuğu için makamını kayyuma bırakıp hürriyetini kaybedenlerin akıbeti ne olacaktır. Bir tarafta her defasında aynı eylemden makamını kayyuma bırakan ama barış çubuğunun en önde tüttürücüsü baş tacı edilirken, suyun öbür tarafındakiler hem makamlarından, hem servetlerinden, hem de hürriyetlerinden olmaktaysa bu işin mantıklı izahı nedir?
Taziye ziyaretinde resmi okşarken ayakları titreyecek kadar şefkatli olan bir barış sevdalısı, çok yakınındaki bir dava arkadaşının şehadetinin sonrasında, onun eşini, çocuklarını hiç olmazsa gönül lisanıyla niçin sevemez? Yıllarca aynı safta yol gittikleri hürriyeti elinden alınmış bir dava arkadaşının ismini dahi neden ağzına almaz, alamaz. Dağdan ovaya, oradan meclise davet ettiklerinin şehadet şerbetini içtirdikleri Fırat’ımın mezarını neden okşamaz.
Sevgi, şefkat ve merhameti öz çocuklarınızdan, kardeşlerinizden, gönüldaşlarınızdan esirgeyip, 180 dereceye de takla attırarak yapacağınız okşamayla, ne kadar inandırıcı olursunuz.
SAĞLIKLA KALIN.












Selamlar kıymetli hocam. Yazınızı virgülüne kadar inceleyerek okudum. Kederimden ifade etmeye zorlandığım cümleleri dizmişsiniz. Teşekkürler değerli hocam. Gönlünüze, kaleminize sağlık. Yılmaz BERBEROĞLU
Ah sayın hocam. O kadar güzel ifade etmişsiniz ki duygularımı. Oturup sonunu beklemekten başka bir şey gelmiyor elimden. Şehitlerimizin mekanı cennet olsun inşallah
Yine gönül dünyamızın sesi olmuşsunuz hocam. Yüreğinize ve kaleminize sağlık.