Tarihe bakıp hangi çağrışımlara gittiniz bilemiyorum. Herkesin aklına bile getirmediği, saatlerin durdurulduğu zaman dilimiyle alakası olmayan bir tarih bu 17-25 Mayıs tarihleri. Bizde hafızanın siyasi olanın, geçerlilik saati günlük bile değil. Öğleden önce söylediklerinizin, öğleden sonra tam tersini söyleyin, aynı kitleden daha coşkulu alkışı almakta zorlanmazsınız. Bunları zaman tüneline bile koymadan allayıp pullayıp sunan, onlarca tv kanalı ve bir o kadarı kadar yazılı renkli basın varsa saatlik aralarla, yerdiğinizi övmenin, sövdüğünüzü sevmenin hiçbir olumsuz tarafı olmaz.
Örnek ver diyenler olur mu bilmiyorum? Ama örneklemin, örneklemleri mizah dünyamızın ustalarına rahmet okutur bilesiniz.
Yukarıda belirtilen tarihler arasında dokuz öğretim üyesi akademisyenle Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesinin davetine icabet etmek için Kazakistan’ın Çimkent şehrine, oradan da kara yoluyla Türk Dünyasının manevi Başkenti Türkistan’a ulaştık. Üniversiteye ait, çok yıldızlı otellerde ki hizmetlerle yarışan Yesi Otelde misafir olduk. Sabah kaldığımız odanın penceresinden baktığımızda, çinilerin ihtişamıyla, nereye geldiğinizin farkında mısınız diye davetini hissettiğiniz muhteşem bir türbenin yanı başında olmanın huzurunu bütün hücrelerinizde hissetmenin saadetini yaşamaya başlıyorsunuz.
Türk Dünyasının cihan hâkimiyeti mefkûresini hayata geçiren alperenleri, dervişleri dünyanın dört bucağına göndererek, fetihler öncesi gönülleri kuşatan erleri yetiştiren Ahmet Yesevi kimdir, kimlerin elinde, ehliyetini nasıl liyakata dönüştürmüştür! Bu sorunun ilk karşılığı olarak, hocaların hocası Aslanbaba hazretlerini,(Ahmet Yesevi hazretlerinin babasından sonraki ilk hocası), görüyoruz. İşe nerden başlayacağınızı bilen Doç.Dr.Abdulkadir Öztürk gibi bir rehberiniz varsa plan yapmaya gerek kalmadan kendinizi günün akışına teslim ediyorsunuz.
Arslan Baba’nın türbesinde iklimin maneviyatına kendinizi teslim ettiğinizde kutsal mekân tamlamasının tesirleriyle tanışıyor, gönül dünyanızın huzurunu yudumlamaya koyuluyorsunuz. Zaman içinde hocanın özeliği ve önemini kavramaya, öğrencinin de öğrenmeye eğiliminin ve gayretinin sonuçlara etkisini hissetmeye, düşünmeye başlıyorsunuz.
Bir sonraki adımda bir el mesafesi yakınlıktaki Ortar kalesini tarihi hatıraları ve ihtişamıyla seyretmeye, 1400 yıl önceki şartları idrake zorlanıyorsunuz. Şehrin[U1] [U1] inşasındaki mimari deha önünde şapka çıkarıp, nerelerden nereye geldiğimizin hüznünü yaşıyorsunuz. Yapıların muhteşem kalıntıları, medeniyetin gereği su kanallarını, hamamları gördüğünüzde irkiliyorsunuz. Savunma amaçlı yapılan müdafaanın nasıl ölümsüzleştiğini, Timur Hanın askeri dehasını, Cengiz Hanın veba taşıyan ölüleri kalenin içine mancınıkla fırlatıp biyolojik savaş ajanını belki de dünya savaş tarihinde, ilk defa kullandığına şahit oluyorsunuz.
Tarihi kalıntıları ziyarete gelen ilköğretim öğrencilerine, Türkiye Türkü olduğunuzu söylemeyle kucaklaşmanın, bir atadan gelmenin, kardeş olmanın hazzını iliklerinizde hissediyorsunuz. Yılların hasretini gidermeye çalışan ebeveyn-çocuk muhabbetinin en güzel örneğini içselleştiriyorsunuz.
Sağlıkla kalın.(Devam edecek)












O grup içinde olmaktan ve sizinle aynı duyguları paylaşmaktan onur ve gurur duyuyorum hocam. Bu fırsatı bize sınan ve emeği geçen herkese bir kez daha binlerce kez teşekkürler. Kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam.
Kaleminize yüreğinize sağlık hocam anılarınızın devamını bekliyoruz.