Bir haftadır şehirde dolaşan söylentilerden sonra dün dört oyuncunun kadroya alınmayışı neticesinde psikolojik üstünlüğü rakibe vererek başladığımız bir müsabaka idi. Kadro derinliğimizin de olmadığı düşünülünce maçın sıkıntılı geçmesi yüksek ihtimaldi.
Ancak maç oynandıkça Trabzonspor’un sadece Nwakaeme’ye endeksli bir oyun kurgusu olduğu, orta sahasının yumuşaklığı, defansta özellikle Serdar Saatçi’nin yetersizliği net anlaşıldı.
Bu durum ilerleyen dakikalarda Emre, Celil ve Holse’nin bundan yararlanabileceği umudunu bizde oluşturdu. İlk yarı bu üç ismin kurgusu ile gelişen ataklar ve bunlardan birinde gelen golle 1-0 lehimize sonuçlandı.
İkinci yarı önde olmanın avantajını koruyarak oyuna hakim olmayı düşünüyorken ikinci yarının hemen başında, kafa vurma ihtimali olan tek oyuncudan gelen gol oyunun hakimiyetinin rakibe geçmesine sebep oldu. Rakip çok etkili olamasa da topa sahip olan taraftı.
İkinci yarının ortalarından sonra Celil ve Holse’nin dinamizmine Benasser’in eşlik etmesi, Emre’nin topu tutması ve doğru kullanımı ile oyuna ortak olduk. Çalışılmış bazı ataklar vardı. Emre’nin dışarı çıkardığı ancak Holse’nin iyi vuramadığı pozisyon gol olsa bunlardan birinden sonuç almış olacaktık.
Yine önemli silahlarımızdan biri olan Zeki’nin korneriyle oyuna ortak olduğumuz bu süreçte gelen golle de maçı kazanmasını bildik.
Hafta boyunca yaşananlara, dört oyuncunun kadroya alınmamasına ,kadro derinliğinin olmamasına ve kapasite problemlerine rağmen takımın mücadelesi üst düzeydi. Önceki haftalardaki mental ve fiziksel düşüşe rağmen maçın camia açısından önemini idrak etmiş bir takım vardı sahada. Camia için önem arz eden bu müsabakada bu mücadeleyi ortaya koyan tüm oyuncularımıza ve teknik heyete teşekkür ediyorum.
Bu da geçen sezonki galibiyet gibi güzel günlerden biri olarak tarihe geçti. Unutulmaz günlerden biri oldu. Tıpkı 1986-1987 sezonunda haftalarca gol yememiş Trabzonspor’un Samsun’da 3 gol birden yiyerek dönmesi, 1989-1990 sezonunda küme düşmemiz kesinleşmiş iken Ertuğrul ve Orhan’ın golleriyle 2-0 kazandığımız maç, yine İsmet Taşdemir’in 30 metreden attığı golle 2-1 kazandığımız müsabaka gibi.
Maç dışında değinmek istediğim bazı hususlar var. Bunlardan biri izinden geç döndükleri belirtilen oyuncuların bu maçın kadrosuna alınmamış olması. 50 yaşındayım ve Samsunspor tarihinin 40 yılına tanık oldum.
Sorunlar oluştuğunda “Şimdi zamanı değil”, “Sezon bitsin bakarız”, “Bu oyunculara ihtiyacımız var” vs yaklaşımlarını ve bunların hiçbir zaman fayda sağlamadığını onlarca kez gördüm. Bugün ilk kez bunun dışında bir tutum sergilendiğine şahit oldum.
Durum eğer bize yansıtıldığı şekilde ise bu kararı alanları tebrik ederim. Bu kararları almak zor ve riskli olsa da uzun vadede kazanımlar doğuracağına inanıyorum. Zira kurallar ve disiplin önemlidir. Takım içinde herkes için geçerli olup herkes için eşit uygulanmalıdır. Zira futbol bir ekip olabilme işidir. Yıllardır söylediğimiz gibi hiç kimse ATATÜRKLÜ ARMADAN büyük değildir.
Yine maç sonu Zeki Yavru’nun takımın gençlerini öne çıkarması, kupa maçındaki hayal kırıklığından sonra onlara sahip çıkması çok özel bir davranıştı. Zeki gerçekten liderliği, mücadelesi ve aidiyeti ile büyük bir takdiri ve tebriği hak ediyor. Emin Kar’a Ercan Koloğlu’na gururla BÜYÜK KAPTAN diye tezahürat yapmış biri olarak Zeki için de hiç düşünmeden ve en içten şekilde Büyük Kaptan diye bağırabilirim.
Önemli bir husus ise senelerdir stadyumun bulunduğu spor kompleksi alanına girerken dahi aramalara maruz kalan, ayakkabıları çıkartılan, şemsiye sokmasına dahi izin verilmeyen, araçlardaki tornavidalara dahi karışılan, hem turnikeye girmeden hem turnikeden sonra aranan, boynumuzdaki atkılar çıkarttırılarak üzerinde ne yazdığına bakılan, PASSOLİG’de fotoğrafımız çıktığı halde (çocuklardan bile) kimlik ibraz etmesi istenen bizler deplasman tribününe iki sezondur bu torpil ve meşalelerin nasıl sokulduğunu merak ediyor ve bunu yetkililerin açıklamasını istiyoruz. Zira kurallar herkes için aynı şekilde uygulanmak üzere konulmuş olup çifte standart kabul edilemez.
Ayrıca kulübün de taraftarının gördüğü muamele noktasında bu konuya müdahil olması gerektiğini düşünüyoruz.
Son olarak Samsunspor-Trabzonspor rekabetine taraftar bazında değinmek istiyorum. Futbolda taraftarlar arasında gerginlikler olur bu gayet doğaldır. Hatta belli bir ölçüde olması da iyidir.
Heyecan katar, insanları tribünde yer almaya teşvik eder vs. Sahada futbol oynanır, taraftarlar tribünde takımını destekler ve sonunda bunlar insanın anılarında yerini alır. Bugün de Trabzonspor taraftarı sosyal medyada yaşanan tüm gerginliğe rağmen deplasman yapabildi ve hatta takımını otelde ziyaret dahi etti. Yapabildi diyorum çünkü aynı şartlarda bize Trabzon deplasmanı yaptırırlar mıydı yoksa il güvenlik kurulunun hiçbir mantıklı gerekçesi ve denetimi olmayan bir kararıyla yasaklanır mıydık emin değilim.
Sevdasının peşinde Samsun’a gelip takımını destekleyen tüm Trabzonspor taraftarına geri dönüş yolunda hayırlı yolculuklar diliyorum. Ancak bilinmesini isterim ki bizim kimseyle işimiz yok. Samsun şehrine ve Samsunspor’a saygı gösteren herkes bizden saygı görür. Evindeki koltukların rengine dahi karar veremiyorken 19 Mayıs Üniversitesi anfilerine bordo ve mavi ismi verenlere, yine kamuya ait yürüyüş yollarını ve kaldırım taşlarını bu renklere boyamaya çalışanlara, devlet dairelerinde korkulukları bu renklerde yapanlara, Samsunspor anıtının ışıklarını bu renklerde tercih edenlere saygımız olmayacaktır. Bazı Trabzonlu arkadaşlarımızın bize zaman zaman sordukları “Neden bize tepki gösteriyorsunuz” sorusunun cevabı budur. Bu davranışları ile gerginliği yaratan bu kişilere tavsiyemiz evlerindeki perdeleri, mobilyaları, korkulukları, duvarları istedikleri renklerde yapabilirler. Bizimki zannedildiği gibi tribünsel bir durum değil tamamen şehrimize ve değerlerine sahip çıkmaktır.
Yine sosyal medyada çokça konuşulan bir diğerinden büyük olma, bunları kupalara bağlama olayına gelince bizler belki şampiyonluk ve kupalar görmedik. Defalarca alt lige düştük defalarca çıktık. Ancak hiçbir zaman vazgeçmedik. Çünkü sevdamızı skorlara, kupalara, klasmanlara, sansasyonel transferlere endekslemedik. Başarısızlıklarda battaniye altında saklanmadık.
Her zaman, her şartta sevdik ve peşinde olduk. 20 Ocak 1989’daki kazadan sonra ortada bir takımımız kalmamışken ülkede ne oluyor diye merak edip spor stüdyosunda özet dahi izlemedik. Bu yüzden kim büyükmüş kim değilmiş kimin kupası varmış bizim yokmuş umrumuzda dahi değil. Bizim büyüklüğümüz sevdamızın ve tutkumuzun büyüklüğündedir. Daha önce de dediğimiz gibi
“BİZİMKİ MASALDI GERİSİ Hİ KA YE”












Eline yüreğine kalemine sağlık abi boşuna demiyoruz kral Engin sever diye
Kalemine sağlık dusunduklerimin daha fazlasını yazıya yansitmişsin teşekkürler
Tebrikler abim ????
Mükemmel bir yazı ….imza
Teşekkürler
Kalemine, yüreğine sağlık Engln Sever ???? Tüm şehrin duygularına tercüman olmuşsun????
Sevgili Engin meslektaşım dostum; yazılarını büyük bir keyifle okuyorum. Tespitlerin son derece yerinde, doğru. Takımımız SAMSUNSPOR gerçekten beklediğimizin çok ama çok üzerinde büyük bir performans göstermeye devam ediyor. Hayırlısıyla bu sezon bitsin, kazasız belasız ve YÜKSEL BAŞKANIN ve ekibinin yine çok yerinde, gerektiğinde büyük harcamalarla transferler yaptıktan sonra birkaç yıl içinde AVRUPA hedefine gidecek bir Samsunsporumuz olacağına inanıyorum???????? SENİ de bu güzel yazılarından, ileri görüşünden ve saygıdan dolayı tebrik ediyorum???? Trabzonspor da inşallah geçmişteki güzel ve başarılı günlerine en kısa zamanda geri dönecektir. Her iki takım da tatlı, keyifli ama bir o kadar da saygı dolu REKABETİ sonuna kadar hak ediyor❤️
Zevkle okudum Abi.. kalemine sağlık