Mağlubiyetin hiç sürpriz olmayacağı bir maç öncesinde yine hayalperest yönümüz ağır basmış Tait,Muja ve Ntcham’dan sezon performansı umut etmiştik. “Belki “ demiştik.
Yüksel Yıldırım’ın bizzat yarattığı ve bu sebeple gs-fb arasında yaşanan ve ülke futbolunu çekilmez hale getiren mevzuların tam ortasında kaldığımız bir ortamda bu maça başka anlam yüklemiştik. Alınacak üç puandan çok sosyal medyada ileri geri konuşanlara verilecek bir cevap niteliğindeydi. En azından Samsunspor Taraftarı böyle düşünüyordu ve bunu istiyordu. Hatta taraftar sahaya koyulacak futbol ve alınacak puandan sonra başkanın bu işe nokta koymasını da istiyordu.
Ancak hiçbir şey beklediğimiz gibi olmadı. Hiçbir varlık gösteremedik. Neden ofsayt olduğunu hala çözemediğim pozisyonda iptal edilen golümüzden sonra yaptığımız çok basit bir hata ile avantajı yakalayan rakip bir antrenman havasında geçen maçı hiçbir dirençle karşılaşmadan tamamlayıp gitti. Oysa ki bu maç farklı olmalıydı. Hayalperestiz işte. Hafta boyu bu durumun oyunculara gerektiği şekilde izah edileceğini,birilerinin ağırlık koyacağını,futbolcuların çeşitli şekillerde teşvik edilebileceğini, aralarında soğuk rüzgarlar esen kişiler arasında bir barış ortamı oluşturulacağını, bu pozitiflikler içerisinde, kalitesine inandığımız ama sezon boyu beklentilerin altında kalan isimlerin camiaya borçlarını ödemek isteyeceklerini vs vs vs düşündük. Ancak hepsi gerçekten bir hayalmiş.
Evet gs takımı müthiş bir kadro. Bu kadrodan puan almak gerçekten zor iş. Ancak 90 dakikalık müsabakada içimizi soğutan tek hareketin Drongelen’in maraton tribünü önünde Sallai’ye yaptığı faullü hamle olmasını kabul etmek mümkün değil. Zira sahadaki tek isyan (Holse’nin ileri geri mücadelesi dışında) bu hamleydi. Neredeyse 40 yıldır tribündeyim. Kaybettiğimiz,çok kötü olduğumuz çok maç izledim ancak bu kadar silik olanını hatırlamıyorum desem yalan olmaz.
Maç başlamadan hepimizin tedirginliği Bola’nın yokluğunda Soner Gönül ile Barış Alper Yılmaz veya Yunus Akgün eşleşmesinin olumsuz sonuçlar doğuracağı yönündeydi. Thomass Reis de böyle düşünmüş ki sol bekte Drongelen’den faydalanmayı tercih etti ama bu tercih hiçbir fayda sağlamadı. Rakip yine sol kanadı tercih edip yine etkili olurken bizse defansın ortasındaki dengemizi kaybetmiş olduk. Benasser ve Celil’in yokluğu sebebiyle orta alandaki dinamizm ve dirençten de mahrum kalınca rakip için çok rahat bir ortam oluştu. İki farklı geride olan ve skor bulabilmek adına en ufak ümit vermediği açıkça görünen takımın 77.dakikaya kadar aynı kadro ile sahada kalması hocanın sahadaki onbirden ne beklediği sorusunu oluştururken, hücumcu tek alternatif olan Dimatta’nın hiç düşünülmemesi de geçtiğimiz haftalardaki soru işaretlerimize atıf yaptı. Neticesinde rakip sanıyorum ki bu sezonun en rahat galibiyetini aldı.
Takım içinde kimin kimle sorunu var,bu sorunlar ne hiçbirini bilmiyoruz. Ancak anlaşılıyor ki bunlar NTCHAM üzerine video kurgulayarak çözülmüyor. Bundan sonra da çözüleceğini sanmıyorum. Sezon başında ligden düşecek gözüyle bakılan takımın oyuncu kadrosu ve teknik heyetinin büyük bir teşekkürü hak ettiği bir gerçek.
Sezonun geride bıraktığımız kısmı için bir taraftar olarak herkesin hakkını teslim ettikten sonra sezonun son altı maçına girerken Holse, Drongelen ve Zeki’yi performans ve aidiyetleri sebebiyle ayrı tutarak ayrıca tebrik ediyorum.
Her zaman dediğim gibi skorların ve mağlubiyetlerin bizler için çok önemi yok. Dün akşam kaybettik. Geçen hafta da kaybetmiştik, ondan önceki hafta da. Bunlar bizim için sorun değil. Yine kazanırız, başka zaman yine kaybederiz. Ancak dün akşam kaybettiğimiz başka şeyler olduğunu gördük. Öncelikle tribün performansımızı kaybetmişiz. Eski stadyumda hep övündüğümüz sahaya etki edebilme, rakip ve hakem üzerinde baskı oluşturabilme yeteneğimizi kaybetmişiz. Tepki vermeyi unutmuşuz. Bunun dışında belli sezonlar hariç genel olarak çok başarılı olmadığımız stadyumu yönlendirme ve organize olabilme hususunda dibe vurmuşuz. Malesef tribün performansımız sadece deplasmanlardaki etkinliğimize endekslenmiş.
Bunun yanında taraftara müşteri gözüyle bakılması ve bir çok konuda yok sayılması, yıllarca mücadele vermiş insanların gs-fb işlerinde zor durumda bırakılması ve mahcup edilmesi, hassasiyetlerine önem verilmemesi, garip söylemlerle hevesinin kırılması vs gibi sebeplerle aidiyet duygusunun zedelenmesi de en önemli hususlardan. Bugün tribünlerimizde belirttiğim kayıplar yaşanmışsa en önemli sebeplerinden biri de budur.
Malesef iki sezonun sonunda geldiğimiz durum oluşan yada oluşturulan ortam neticesinde birilerinin bir tarafı SAMSUNSPOR diğer tarafı gs atkısı basma cüretini gösterebilmiş olmasıdır.
Şehrin büyümesi, göç alması, civardaki iller için bir cazibe merkezi olması gibi sebeplerle tribünlerimize, olayı sadece sosyal aktivite olarak görenlerle birlikte futbol severler ve diğer takım taraftarlarının eklenmesi kaçınılmaz bir durum. Artık dünya eski dünya değil haliyle. Ancak bizler değişen dünya karşısında ne yapabiliriz, ağırlığımızı ne şekilde koyabiliriz, etkinliğimizi nasıl artırabiliriz bunlara odaklanmak gerekli. Bu salt taraftar grubu liderleri ile istişare yaparak çözülebilecek bir husus değil. Yoksa eski stadyumun havasını solumuş son bir kaç nesil Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumunun tutku dolu ve kısmen de olsa birlikte hareket edebilmiş son Samsunsporlu kitlesi olur.











