Antalya’da ilk yarıda ununu elemiş eleğini asmış bir takım görüntüsü sergilerken, ikinci yarıda oyunun hakimiyetini eline alan ve Kaptan Zeki Yavru’nun sezon boyunca sürdürdüğü performansa yakışan golüyle beraberliği yakalayarak maçı kazanabileceği izlenimi yaratan takımımız kalecimizin yaptığı basit bir hata ile sahadan mağlup ayrıldı. Maç hakkında yorumum sadece bu kadar. Zira konunun artık maç analizi yapmaktan çıktığını düşünüyorum.
Geriye baktığımızda sezonun ilk yarısındaki Gs maçından bu yana sergilenen futbol ve sahaya konulan performanslarda bir düşüş olduğu aşikâr. Bu süreçte Kayserispor maçı gibi kazandığımız ve Bjk,Fb maçları gibi iyi mücadele ederek puan aldığımız maçlarda şansımızın yanımızda olduğu da bir gerçek. Yukarıda da belirttiğim gibi bu durum uzun zamandır herkesin gördüğü ve kabul ettiği bir husus.
Bu süreçte sezon başında kadro yapısı gereği küme düşmenin en büyük adayı iken lige fırtına gibi başlayan ve beklentilerin çok üstüne çıkan takımın ve teknik heyetin kredisi tabiki arttı. Kadro kalitemiz ve alternatifsizliğimiz düşünüldüğünde sezonun ilerleyen haftalarında mental ve fiziki yorgunluklar, yaşanacak sakatlar ve cezalar neticesinde bazı düşüşlerin olabileceği de hepimizin malumu ve ortak fikriydi.
Söz konusu bu durumlar muhtemel futbol içi olumsuzluklardı. Ancak yılbaşı krizi ile birlikte futbol dışında da bazı sıkıntıların olduğu düşünülmeye başlandı. Aynı süreçte kazanılan Ts müsabakası açıkçası bazı şeyleri örttü ve krizin doğru yönetildiği izlenimi doğurdu. Sonrasında epey uzun süre kafamızda bazı soru işaretleri ile yaşadık.
Birçok tercihi hocanın forma adaletine, oyuncuların idmanlarda sergilediği bireysel performanslara, rakibe göre yapılan tercihlere vs bağladık. Şimdi geldiğimiz noktada ise acaba bazı oyuncular gerçekten Samsunspor defterini kapattı mı yoksa Thomass Reis bazı oyunculara karşı takıntılı mı veyahut içeride önemli başka sıkıntılar mı var düşünceleri içindeyiz.
Ancak kanaatimce ne olduğunu, nereden ve kimlerden kaynaklandığını bilmesek de sorunların varlığı netleşti. Benasser sakatlandığında oyun planında değişiklik yapılabilecekken yerine o mevkiye yabancı olan Yunus Emre giriyorsa, sezonun en iyilerinden Bola’nın neden kadroda olmadığı belli değilse, yine sezonun en iyilerinden Holse haftalardır yoklardaysa, kendisinin dahi ne yaptığını bilmediği Muja haftalardır tercih ediliyorsa, Ntcham hiç düşünülmüyorsa ve netice olarak son beş maçta sadece Adanademirspor maçı kazanılmışsa ortada iyi gitmeyen bir şeylerin olduğu aşikar diye düşünüyorum.
Bu yazdıklarım bir eleştiri değil kendimce tespitlerimdir. Yarıştığımız ligin şartlarında her şeye rağmen beklenenin çok üstünde puan toplayan yirmi küsür kişilik bir topluluğu yönetmenin ve koordine etmenin kolay olmadığı bir gerçek. Ancak çok çetin geçeceğini düşündüğüm son yedi maçlık sürece girilmişken bu durumu iyi yönetmek gerekiyor. Zaten konu biraz da burada düğümleniyor. Basın sözcüsü dahi olmayan, bugüne kadar camiası ile kayda değer hiçbir şey paylaşmamış bir oluşum (yönetim diyemiyorum) bunu nasıl başaracak benim açımdan büyük bir soru işareti.












Onduzmayıs stadınds oynanan ilk maçtan (Samsunspor 1 trabzonspor 1) beri futbol izlerim naçizane benimde kendime göre fikirlerim var. Antalya maçının ikinci yarısının ilk dakikaların iki atak üstüste yaptık antalya can havliyle topu uzaklaştırdı topun kime gelmesini beklersiniz?? Savunma yapan antalyalı oyunculara.. Demek istediğim takımınızı anlayabilmeniz için dönen, seken boşta kalan toplara kimin sahip olduğuna bakın. En az on maçtır bu bu anlattığım topların on tanesini rakip alıyor. Artık takımın insanı rahatsız eden zevk vermeyen bir oyunu var, rakibin sahasının ortasına gelen oyuncu bile ne yaparımda topu olana nasıl ulaştırabilirim modunda. Sistemi rakibi uyutup yapacağı ***lıklardan medet uman bir şekle sokarsanız olacağı bu takım koşması gereken yerde koşmuyor