90 lı yıllardaki İntertoto macerasından sonra ilk kez Avrupa Kupası maçına çıktık. Aradan 27 yıl geçmiş. Bu süreçte iyi sezonlar geçirdiğimiz gibi tarihimizde ilk kez 2.Ligi de tecrübe ettik maalesef. Şimdi ise Türkiye Süper Liginin 2024-2025 sezonu üçüncüsü olarak UEFA kupasına katılmak için Panathinaikos rakibimiz. Dün ilk maçı oynadık ve 2-1 kaybettik.
Maçların teknik ve taktik yönlerinin derin detaylarına pek girmem yazılarımda. Genelde maçları futbolun genel prensipleri ve Samsunspor olgusu üzerinden yorumlarım. Bu sefer de öyle yapacağım.
Panathinaikos ile eşleştikten sonra ulusal medyada iki şey dikkatimi çekti. Birincisi hemen herkesin rakibi favori görmesiydi. İkincisi ise hemen her platformda “ATATÜRKLÜ ARMA” tamlamasının kullanılmasıydı. Gerçekten bir kez daha armamızla ve bu armaya gönül vermiş olmakla büyük gurur duyduk.
Rakibin favori olarak gösterilmesine şaşırmadık. Zira ülkede tüm yorumlar sadece kadro kalitesi ve kadro değerine endeksli. Böyle bakılınca bu değerlendirmeler gayet normal. Ancak burada iki husus var. Samsunspor nasıl bir takım ve nasıl bir kurgusu var bunu futbol yorumcularından kaçı biliyor? Bir diğeri de Panathinaikos ile rakip olsa idi favori gösterecek olduğunuz ülkemizin büyükler diye nitelenen takımlarının geçtiğimiz sene hangi rakiplere karşı ne yaptıkları? Biraz bunlara da bakması gerek bu çok değerli yorumcularımızın.
Dün akşam gördük ki ulusal medyanın, rakibin ismine, kadro kalitesi ve değerine bakarak takımımıza şans tanımaması bir safsataymış. 1.Ligden getirdiği isimlerle, en etkili oyuncusu sakatken ve hamle imkanı dahi yokken 90 dakika boyunca rakiple dişe diş mücadele eden bir takım vardı sahada. Oyunun hakimiyetini sadece 0-1 den sonra 1-1 e kadar kaybettik. Heyecanımızı dizginleyebilsek, o basit golü yemesek gece başka şekilde sona erebilirdi. Hepsinin ayaklarına sağlık. Hezimet bekleyenlerin hepsinin ümitlerini mücadeleleriyle boşa çıkarttılar.
Bizler haliyle takımı yakından tanıyoruz. Tüm eksik yönlerini biliyoruz. Buna rağmen bu takım Uefa Kupası Play Off maçında maçın başlamasıyla birlikte bizlere umut veriyor. Bu uzun yıllardır yaşamadığımız bir durum açıkçası. Burada en büyük pay Thomass Reis’in. Rakip kim olursa olsun Samsunspor belli bir düzen ve disiplin dahilinde alıştığı oyunu oynuyor. Ancak bu noktada hocaya haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Takımdan ayrılacağı konuşulan oyuncularla, 1.Ligden beri kadroda bulunan isimlerle sahaya çıkmaktan daha fazlasını hak ettiği kanaatindeyim.
Bir diğer husus ise geçtiğimiz sene yaşadıklarımıza aldanmamak gerektiği. O dar kadro ile neredeyse sakatlık yaşamadan ligi tamamlamışken bu sezon daha ikinci haftada Holse’yi kaybettik. Geçen sezon birkaç maç dışında hakem hatalarına maruz kalmadık. Haftalarca maç kazanamadığımız halde lig üçüncülüğünden düşmedik. Bodrum maçında (hep tam tersine alışık iken) lehimize verilen penaltı ile üçüncülük potasında kaldık. Yılbaşı krizi gibi çok önemli bir sorunu ts maçı galibiyeti ile hafifletebildik. Bu sezon her şey bu kadar yolunda gitmeyebilir. Bunların hepsine hazırlıklı olmak gerekiyor. Bunun da yolu daha kaliteli ve daha alternatifli bir kadro kurmaktan geçiyor. Yukarıda da belirttiğim gibi Thomass Reis bunu hak ediyor ve hocanın bu zamana kadar ortaya koydukları da eline imkan verildiğinde daha fazlasının olacağını gösteriyor.
Bugün tüm oyuncularımızın emeğine saygı duyduğumu yineleyerek eğri oturup doğru konuşmak istiyorum. Bitiriciliği olan bir golcü, Bennasser’in gidişinden sonra orada boşalan noktada ondan daha iyisi, kanatta faul almaktan başka niyeti olmayan Dimatta’nın yerine topla dripling yeteneği olan bir oyuncu, sol bek alternatifi kesinlikle gerekiyor. Muja için cümle dahi kurmuyorum. Türkiye ligi için yeterli olduğunu düşündüğümüz ama malesef yenecek golü yiyip yenmeyecek olanı kurtarmaktan ileri gidemeyen Okan’ın yerine de daha iyisi lazım. Dün akşamki eksiklik buradaki kalitenin bir üst seviyede olmamasıydı.
Burada bence başkanın karar vermesi gerek. En son demecinde “Ben iddialı konuşuyorum. Yüksel Yıldırım'ım ben. Türkiye'nin en büyük iş adamlarından birisiyim. Daha ne olsun? Çok paralar harcıyorum Samsun'da. Artık insanlar da bana alışsın. Öyle boş konuşmuyoruz. Paramız da var taraftarımız da var. Arkamda koskoca bir şehir ve tarih var. Yerimde duramıyorum. Samsunspor, gümbür gümbür geliyor.” dedi. Ancak yukarıda belirttiğim üzere gelişmeler biraz farklı duruyor. Biz, çok harcamadan mevcut imkanlar ve oyuncularla, sürpriz oyuncular kovalayarak alabileceğimiz en iyi sonuçları mı almanın peşinde olacağız yoksa 80 li ve 90 lı yıllarda olduğu gibi gelene geçene tehdit olan, şampiyonluk yolunun geçtiği, gs, fb, bjk, ts’nin kabusu olacak bir takım mı olacağız? Bu arada tabiki ikincisi tercihim olmakla beraber ben diğerine de varım. Ancak hangisini hedeflediğimizi bilelim yada daha doğru ifade ile söylem ve eylem uyumu görelim. Daha açık ifade ile UEFA KUPASI play off maçında yokluktan 6 numaraya Yunus Emre’yi yada sol öne Soner Gönül’ü koymak zorunda kalmayalım.
Başkanın yukarıdaki demecinde bence iki önemli husus var. “Paramız da taraftarımız da var” söylemi ile arkasında “KOSKOCA BİR ŞEHİR ve TARİH” olduğu gerçeği. Camianın ve kulübün mazisi zaten tartışma götürmez bir husus onu bir kenara koyalım. Madem ki paramız var, taraftarımız da var, koskoca bir şehir de arkanızda, madem ki siz de yerinde duramıyorsunuz o zaman ikinci hedefe uygun hamlelerle hareket edelim herkesin korkulu rüyası olalım.
Son olarak Panathinaikos rövanş maçında 33.000 kişinin desteği ile turu geçen taraf olacağımıza inandığımı belirtmek isterim. Ancak 33000 kişi için Biletini Al süreci nasıl işleyecek emin değilim. Bu konuda bireysel olarak hepimiz çevremizdekilere destek olmak zorunda olduğumuz gibi kulüp de üstüne düşeni yapmak durumunda.
Perşembe akşamı 19 Mayıs Stadyumunda görüşmek üzere.











