Rakibin ev sahibi olması ve puan kaybına tahammülünün olmaması sebebiyle baskılı başlayacağı bekleniyordu. Buna Rangers maçında oynanan futbolun yarattığı öz güven de eklenmişti. Birkaç haftadır devam eden Yüksel Yıldırım-FB polemiği de olaya başka bir boyut kazandırmıştı.
Bu ortamda başlayan müsabakada bizleri şaşırtmayan ilk gelişme maçın hakeminin verdiği iki sarı kart oldu. Maç boyu rakip stoperle boğuşacağı bilinen Madji ve yine ligin mevkiinde en iyisi olan Fred’le adam adama oynayacak olan Celil’e gösterilen sarı kartlar alt yapı hazırlıklarıydı. Bunlar tahmin ettiğimiz ve bir Anadolu Takımı taraftarı olarak çok alışkın olduğumuz işlerdi.
İlk yarı boyunca her iki takım da etkili değildi. Ancak bizim bu kadar etkisiz kalacağımızı beklemiyordum. Holse’nin Amrabat’la adam adama oynaması, Emre’nin ilk yarı boyunca topla çok buluşmasına rağmen önündeki tek alternatifin Holse oluşu, Holse’nin bu pozisyonlarda hem Emre’ye destek verip hemde Amrabat’la mücadele ederek geniş alanda gidip gelme zorunluluğunda kalışı, Schindler’in topun kullanımına ve oyunun gidişatına hiçbir katkı sağlayamaması bu sonucu doğurdu.
İkinci yarı Celil’in yerine Soner’in oyuna alınıp Holse’nin etkin olacağı pozisyona çekilmesi oyuna ortak olmamızı sağladı. Topu daha organize kullanmaya başladık. Rakip sahada daha sık ve kalabalık göründük. Bu durum yirmi beş dakika civarında sürdü.
Bu dakikalarda defansta yaptığımız bir basit hata neticesinde oluşan baskı ile kalemizde birkaç pozisyon gördük. Peşine de hakemin yarattığı ikinci sarı kartla maçın hakimiyetini tamamen kaybettik. Sonraki dakikalarda şansın yanımızda oluşuyla birlikte maçı beraberlikle tamamladık. Ancak kırmızı kart olmasa maçın gidişatının üç ihtimale de açık olduğunu da söylemek isterim.
Burada bir eleştiri Muadilmadji’ye getirmek isterim. Bu ülkede hakemlere fırsat vermemek gerek. Sen onlara fırsat verirsen onlar da bu fırsatları geri çevirmiyorlar maalesef.
Maçın geneline baktığımızda ilk aklıma gelen isimler Holse,Yunus Emre,Drongelen,Okan oldu. Benasser,Celil ve Muadilmadji yine her zamanki mücadelelerini ortaya koydular. Emre topla çok buluşmasına rağmen yalnız kaldı. Dimatta ve Muja yine umutları boşa çıkardı.
Gözler yine Ntcham’ı aradı. Daha doğrusu gerçeğini pek yaşatmamış olsa da yine bir ümitle hep hayalini kurduğumuz Ntcham’ı. Onun ortada topu alıp rakip kaleye dönerek atacağı iki üç adımı ve sonrasını hayal ettik. Zira sahada bunun eksikliğini hissettik. Ancak o defter artık kapanmış gibi duruyor. Thomass Reis böyle düşünüyorsa bir bildiği vardır diyoruz kendisine olan güven ve inancımızdan ötürü.
Ülkenin gerek gelir dağılımı ve sağlanan imkanlar gerek medya gücü gerekse hakem yönetimleri ile her zaman avantajlı olan bu camialara karşı mücadele etmek kolay değil. Bu akşamki rakibin kadro kalitesi ve alternatifli kadrosu ortada. Böyle bir rakibe karşı sahada belli bir oyun planı dahilinde kalmak ve ilk yarısı iki takım için de boş geçen maçın 45 ve 70.dakikaları arasında oyuna ortak olmak önemli bir iş gerçekten. Bu sebeple gösterilen mücadeleden ötürü tüm takımı tebrik ediyorum.
Önemli bir husus da bir önceki sezon başlayan ve o gün bugün devam eden Yüksel Yıldırım-Fb-Gs polemikleri. Bu satırları yazarken başkanın yine bir tv kanalında yayında olduğunu öğrendim. Daha önce birçoğunu izlemediğim gibi bunu da izlemedim. Zira maalesef başkan bu tartışma ve girdiği polemiklerin hemen hemen birçoğunda haksız. Bunu kendisi de teyid ediyor sonradan özür dileyerek.
Başkan , Yüksel Yıldırım olarak konuşsa istediği her şeyi söyleyebilir ve bunlar haliyle kendini bağlar. Ancak Yüksel Yıldırım’ı kimse Yüksel Yıldırım olduğu için yayına almıyor haliyle. Yüksel Yıldırım Samsunspor Kulübü Başkanı olduğu için medya açısından değeri var.
Bu sebeple Samsunspor Kulübü Başkanı olarak vereceği demeçlerde bu makamın gerektirdiği özen ve ihtimamı göstermek,basiretli davranmak zorunda. Zira kuracağı her cümle tüm Samsunspor camiasını etkiliyor ve ilgilendiriyor. Samsunspor’la yaşayan,yıllarca bu hususta mücadele vermiş bizler Samsunspor Kulüp Başkanını, kendisine haksızlık yapılan her alanda savunuruz.
Ancak maalesef kendisinin kurduğu her cümle bizlere kendisini savunma imkanı bırakmadığı gibi diğer takım taraftarlarına karşı bizleri zor durumda bırakıyor . Hiç hak etmediğimiz ithamlarla karşılaşıyoruz. Camiamız hakkında ileri geri konuşulmasına sebep oluyoruz. Bunlar bu polemiklerle Samsunspor’u ülkenin gündemine taşıdım zihniyeti ile açıklanacak kadar basit şeyler değil.
Ayrıca 1965 yılından bu yana mazisi olan bu camianın bunları sadece son iki yıldır yaşıyor olması aslında her şeyi açıklıyor kanaatindeyim.
Yüksel Yıldırım’ın medyadaki art niyetli bu zatların tuzaklarına düşüp enerjisini bunlarla harcayacağına taraftarının sorunlarını çözüp onların konforunu artırmaya ve camiada oluşturulması gereken sinerjiye ön ayak olmaya odaklanmasını tavsiye ediyorum.
Bir cümlesini bekleyen onbinler olduğunu hatırlatmak istiyorum. Geriye dönüp baktığımızda 2018 yılından itibaren gerek camia içinde gerekse ulusal medyada girilen polemiklerin ve yaratılan tartışmaların zarardan başka bir şey doğurmadığı da açık bir gerçek.
Son olarak deplasmanda bütünlük sağlayan ve birlikte hareket ederek yine müthiş bir performans sergileyen renktaşlarımı tebrik ederim. İnşallah ilk iç saha maçından itibaren içeride de aynı bütünlük ve performansı sergileriz.











