Eski 19 Mayıs Stadyumu varken içeride bir maç kazanıp ertesi hafta da deplasmandan galibiyetle dönünce, hafta sonu tribünler full çekecek diye de sevinirdik. Oysa ki takım sadece üst üste iki galibiyet almıştı ama bu, duruma göre hareket eden bir kısım taraftarı da stadyuma çekerdi.
Önce gişelerde bilet sırasına girer bilet alır, peşine stadyumun giriş kapılarının dışındaki demirlerin hizasında sıralanıp,demirde oluşan yığılmaya rağmen bazen polisin ve görevlilerin duvar hizasında tek sıraya davet etmesi ile bazen de yöneticilerin yardımı ile saatler sonra stadyuma girerdik.
Yıllarca deplasman tribünün konumu sebebiyle stadyumu komple dönmek zorunda kaldık. Yetmedi bir türlü betonlanamayan hatta çakıl bile dökülmeyen çamurlu alanlardan geçtik veya buralarda saatlerce kuyrukta bekledik. Emniyet güçlerinin garip muamelelerine maruz kaldık. Üstü açık tribünlerde ıslandık, beton basamaklarda soğuk havalarda donduk. Maçtan saatler önce kapıların kapanması sebebiyle güneşin alnında kavrulduk. Paramız yoktu maçların son 15 dakikasında stadyum kapılarının açılmasını bekledik. Harçlıklarımızı hafta boyu biriktirip maç bileti aldık. Kötü zamanlarda çok yeminler ettik ama hepsini çarşamba günü bozduk. Maçlar yetmedi akşam üstü yapılan ve “Bu akşam çift kale var” dediğimiz idman maçlarını sabırsızlıkla bekledik. Armaya olan tutku ile her türlü olumsuzluğu sineye çekerek her şartta yanında olduk. Ne konfor aradık ne de kolaylık.
Şimdi ise yıllarca özlemini çektiğimiz süper ligde üçüncü sezonumuzu yaşıyoruz. Bir önceki sezonu tüm ülkenin takdirini alarak üçüncü olarak tamamladık. 27 yıl sonra tekrar Avrupa Kupalarındayız. Legia Varşova gibi bir markayı deplasmanda mağlup ettik. Son hafta deplasmanda Kayseri’ye 3 attık. Tüm bunların peşine tarihimizin en üst düzey maçlarından birini üstelik Şampiyonlar Ligi alışkanlığı olan Dinamo Kiev’e karşı tribünde 13.700 kişi ile oynadık. Tribünlerin bu hali tüm ülkede dikkat çekti ve ulusal medyada hemen herkes bu duruma şaşırdıklarını ve bu takımın dolu tribünlere oynaması gerektiğini dile getirdi. Bireysel olarak da diğer camialardaki arkadaşlarımızdan aynı cümleleri duyduk.
Bugüne kadar bu konu defalarca konuşuldu. Herkes başka bir sebep ileri sürdü. Herkesin kendine göre farklı ve haklı gerekçeleri vardı. Ancak seviye olarak tarihimizin en üst düzey maçı olan Dinamo Kiev maçına, diğer tüm sebeplerde (Passolig-Biletinial hariç) hiçbir değişiklik olmamışken 13.700 kişinin gelmiş olması bence bilet fiyatlarının pahalılığının en önemli etken olduğunu ortaya koydu.
Bir çok sebep var taraftarı olumsuz etkileyen. Ancak burada esas önemli olan konu yönetimin taraftardan ve taraftarı etkileyen bu olumsuzluklardan ne kadar haberdar olduğu ya da haberdar ise bunları ne kadar umursadığı. Bu hususta maalesef çok iyimser değilim.
Kulüp başkanı Yüksel Yıldırım 16.09.2025 tarihli X paylaşımında
“ Bizler çok büyük bir aileyiz ve bu aile her zaman birlikte olmak zorundadır. Bu takımın en büyük gücü sizsiniz…
Tribünlerdeki o inanç, hiçbir skora bağlı olmamalıdır……
Gelin yarın, yeni bir sayfa ile başlangıç yapalım. Birlikte olma zamanı geldi artık ve 19 Mayıs Stadyumunu omuz omuza verip dolduralım.” derken birlikte olmaktan ve yeni bir sayfa açmaktan bahsetmişti. Birlikte olmak ve yeni bir sayfa açmak haliyle tek taraflı bir eylem değil. Taraftar üstüne düşeni yapar iken kulüp de taraftar için üstüne düşeni yapmak zorunda. Yazımın başında belirttiğim eski taraftar profili olan arma uğruna her sıkıntıya katlanan taraftarın yanında artık konfor, kolaylık ve ilgi talep eden bir taraftar kitlesi daha olduğu bir gerçek. Bu kitle olumsuzluklardan kolay etkileniyor ve bunlara katlanmaktansa maçı ekran karşısında takip ediyor ya da etmiyor. Dolayısıyla artık yönetimin taraftarın sesine kulak vermesi ve taraftarın şartlarını düzeltmeye çalışması gerekiyor.
Bu, stadyum girişlerinde karşılaşılan muameleden, otopark sorununa, tuvaletlerin ve koridorların pisliğinden içeride yiyecek içecek teminine, bilet fiyatlarının yüksekliğinden olumsuz durumlarda taraftarın yanında olunmamasına, başkanın taraftarı zorda bırakan, hayal kırıklığına uğratan ve kıran söylemlerinden ulaşım sorununa kadar çok geniş bir konu.
Önceki paragrafta teker teker saydığım sebeplerin yanında genel sorun ise yönetimin şehrin ve camianın gerçeklerine yabancı olması ve maalesef takımın şehirden kopartılmasıdır. Taraftara müşteri gözüyle bakılması, Passolig-Biletinial değişimi gibi anlık karların taraftardan önemli görülmesi, taraftarın değerlerine ve önem verdiği hususlara hassasiyet gösterilmemesi de insanları tribünlerden uzaklaştıran etkenlerin en önemlisi.
Tüm bu açıklamalardan sonra önemli olan başkanın 16.09.2025 tarihli X paylaşımında belirttiği gibi yeni bir sayfa mı açılacağı yoksa hiçbir olumsuzluk yokmuş gibi mi davranılacağı. Bence yeni bir sayfa açması gereken Samsunspor yönetimidir. Giremeyeceği maça binlerce kişi giden, mağlup olacağını bile bile deplasman tribünlerini dolduran, iç sahada her zaman liginin en kalabalık tribünlerine oynayan, etkisini rakip takım teknik adamlarının ve futbolcularının dahi itiraf ettiği bir kitleden buralara nasıl geldik sorusuna yönetim kafa yormalıdır. Bugün yönetimin görevlendireceği üç kişi sadece sanayi sitesindeki esnaflara ve saathanedeki çay ocaklarına gitse duyacakları cümleler aynı olup, bu görüşmeler tüm sorunları net olarak ortaya koyacaktır.
Kulüp bazı maçlarda tribünlerin dolmasına aldanıyor ve bunu taraftar maç seçiyor gibi değerlendiriyor olabilir. Bu maçlara komşu illerden de izleyici geldiği gibi, şehrin bir sosyal aktivitesi olarak gelenler yanında o günkü rakibimizin taraftarları ve rakibimizle husumetli olan diğer takımların da taraftarı geliyor. Yani o günkü 30.000 kişinin hatırı sayılır bir kısmı başka takım taraftarı. İşte bu sebeple de kulübün taraftarı ile barışıp, biz bir aileyiz dediği taraftarına bir aile gibi davranması gerekiyor.
Sportif başarılar kulüpler ve camialar için önemlidir mutlaka. Tarihe kaydedilir. Daha kötü günler olabileceği gibi daha büyükleri de gelebilir. Ancak yok olan değerleri ve duyguları yerine koymak mümkün değildir. Başarılar da peşinde tutkulu bir camia varsa değer kazanır. Yoksa sadece bir kutlama gecesinden ibaret kalır. Yol yakınken gerekeni yapmak lazım.
Bir öz eleştiri de kendimize yapmamız gerek. Bu takım maç sonu onore edilmeyi fazlasıyla hak ediyor. Maçların son on dakikasında tribünleri terk etmeye başlayarak takımı garip bırakıp soyunma odasına yolluyoruz. Bu hem bize yakışmıyor hemde oyuncular bu muameleyi hak etmiyor. Kaldı ki aslında olayın en güzel anı da maç sonu takımla bütünleşmek değil mi? On beş günde bir biraz trafik çekmeye değmez mi?












Sevgili engin dostum, meslektaşım; yorumlarına katılıyorum son derece objektif ve yerinde tespitler yapmışsın. 1500 TL bilet ücreti ile 13.000 kişi geliyorsa, emin olmalıyız ki 750-900 TL arası bilet ücreti ile en aşağı 20.000 Samsunspor sevdalısı seyircinin stadyumu dolduracağına inanıyorum✋ Samsunspor bizi onurlandırıyor ve bu zor dönemde tüm Samsunlular ve Samsunsporluları stresten kurtarıyor. Takımımızın çok daha iyi yerlere ve Avrupa’da isminden fazlasıyla söz ettireceğine inanıyoruz inşallah. Yine de hem fedakar yönetim kurulu başkanımız Yüksel Başkan’dan ve yönetiminden ve hepsinden öte fedakar taraftarlarımızdan Allah razı olsun❤️