Başakşehir deplasmanında alınan mağlubiyetten sonra rakibin Hatayspor olması istesek denk gelmeyecek bir durumdu. Bu avantajı kullanacağımızı düşünürken ilk yedi dakikada gelen iki golle maç neredeyse başlamadan bitti diyebiliriz. İkinci yarının ilk yirmi dakikasında Hatayspor geri dönüş için çabalasa da yeterli olmadı.
Okan bu dakikalarda defanstan seken topu kornere atarak rakibin maça ortak olmasını engelledi. Maçın en önemli anlarından biriydi.
Skoru erken almanın avantajıyla oyunu hızlandırmadan maçın tamamında kontrol altında tuttuk. Bu sebeple teknik ve taktik anlamda pek konuşmaya gerek olmadığını düşünüyorum.
Ancak Ntcham’ın yedek soyundurulması önemli bir husus. Takımın oyun aklı oluşu, oyunu yönlendirip takımın temposunu ayarlama yetisine sahip olduğu herkesin kabulü olan Ntcham’ın uzun bir süredir bu konuda ne kadar etkili olduğu tartışılır durumdaydı.
Başakşehir mağlubiyetinden sonra da bu husus Samsun futbol kamuoyunda konuşulmuştu. Geldiği günden bu yana forma adaletine defalarca tanık olduğumuz Thomas Reis yine gerçekçi davranıp Ntcham’ı yedek oturtarak bence doğrusunu yaptı. Yedekten dahi oyuna sokmadı. Böylece Ntcham’ın haftalardır süre gelen formsuzluğunun, Başakşehir maçındaki vurdumduymazlığının bir karşılığı olacağının mesajını verirken hemde yine formayı adaletli dağıtmış oldu. Kaldı ki Celil’in orta sahaya dinamizm kattığı,topun kazanılmasındaki etkinliği ve hiç vazgeçmeyişi gözden kaçmadı. Ancak (çok umutlu olmasam da) iki sezonda belki beş belki altı defa görebildiğimiz Ntcham performansına ihtiyacımız olduğu bir gerçek.
Zaman zaman oynanan kötü futbola ve geçen haftaki gibi kötü sonuçlara rağmen Samsunspor ‘un sahadaki dağılım ve oyun kurgusu olarak ligdeki beş altı takımdan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bugünkü ilk gol ve maçın geneline yaydığımız orta saha baskımız buna güzel bir örnekti. Ancak ikinci yarı boyunca bir çok atakta ciddiyetten uzak davrandığımızı düşünüyorum. Arada beklenmedik herhangi bir ters top ile gelecek gol bizi strese sokup her şeyin değişmesine sebep olabilirdi.
Yine geçtiğimiz haftalarda şans verilen Muja ve Schindler’in istenileni veremediğinin görülmesinden sonra Dimatta’nın takım için daha önemli bir isim olduğuna inandım . Hem topu saklaması hem duvar olabilmesi hemde gerektiğinde faul alarak topun bizde kalmasını sağlaması önemli. Ancak malesef sadece bu yönde ortaya koyduğu performans yeterli değil.
Maçın cuma günü oluşu ve hava şartlarının kötülüğü SEBEBİYLE tribünler boş kaldı. 7400 kişi tribüne giriş yapmış. Bizler yıllardır tribünde yer almak için hiçbir etkenden etkilenmedik. Sebeplerin hiç biri bizim için söz konusu değildi. Soğuktu geldik, iftarda geldik, çarşamba günleri kupa maçlarına okulu veya işi astık geldik, saatler önce kapıların kapandığı ve itfaiye ile su sıkılarak serinlediğimiz yaz günlerinde güneşin alnında kavrulduk yine geldik, ligden düşmüştük yine geldik, üstü açık tribünlerde yağmurla beraber yağmur gibi gol yedik yine oradaydık, deplasmanda sekiz tane yedik yine geldik. Daha önce de defalarca bahsettiğim gibi ağabeylerimiz, arkadaşlarımız tribüne girebilmek için maçların son on dakikasında stadyum kapıların açılmasını beklediler izahı olmayan bir tutku ile. Şimdi ise cuma günü ve hava şartlarının kötü oluşu sebebiyle diyoruz. Tabiki bu konuda herkesin aynı hissiyatta olamayacağını biliyor ve herkese saygı duyuyorum ancak bu takımın çok daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Umarım şehir Samsunspor’un şu ana kadar yaptıklarını zihninde sıradanlaştırmaz ve Samsunspor’u bir sosyal aktiviteden ibaret görenlerin sayısı artmaz. Çünkü sıradanlaştırdığımız ve sonrasında onlarca yıl süper lig göremediğimiz zamanlarımız olmadı değil…











