2 Şubat 2012 de Fenerbahçe’yi 3-1 yendiğimiz maçın öncesinde ELE İNAT koreografisini planlamıştık. Ancak maçtan bir gün önce koreografi hazırlıkları için stadyuma gittiğimizde bir sürprizle karşılaşmıştık. Maraton alt tribünün büyük kısmı kar ile kaplıydı. Bu hepimizin inancını ve ümidini kırmıştı. Üstelik şehir tarafı kale arkasından çok soğuk ve kuvvetli bir rüzgar esiyordu.
Bir birimizi motive ederek ve bir birimize cesaret vererek koltuklardaki karları temizlemeye başladık. Ekibin bir kısmı alt tribünde koltukları temizlerken, diğerleri soldan esen rüzgara sırtını dönmek zorunda kalarak üst tribünde kartonları yerleştirmeye başlamıştı. Ancak bu şartlarda maalesef zamanımız yetmemiş alt tribünün kartonlarını yerleştirememiştik.
Süper Ligde farklı bir prosedür uygulanıyordu. Maç günü, maç öncesinde tribüne girmek yasak olduğundan gece de olsa tüm hazırlıkları bir gün önce bitirmek zorundaydık. Ancak hava akşam üstü olunca aşırı soğumuştu. Hepimiz soğuktan çokça etkilenmiştik.
O gün gündüz saatlerinde Musa müdür yanımıza gelmiş, bizlerle tanışmış, bir müddet bizleri izlemiş ve hepimize kolaylık dilemişti. Açıkçası hem çok şaşırmıştık hem de memnun olmuştuk. Çünkü alışkın olmadığımız bir şeydi. O güne kadar emniyet güçlerinden hiç destek görmemiş hatta çoğu zaman engellemelerle karşılaşmıştık ama Musa müdürün yaklaşımı çok farklıydı.
Bundan cesaret alarak kendisinin yanına gidip “Amirim biz bugün hazırlıkları tamamlayamayacağız. Bize yarın öğlene kadar müsaade ederseniz yarın sabah gelip hazırlıkları tamamlayabiliriz” dediğimde “Ne demek avukat bey ben sizin bu soğukta bu hazırlıkları yaptığınızı gördüm. Ben gerekli talimatları vereceğim. Bir sorun olursa da cep telefonumdan hemen arayabilirsiniz” dedi ve ayrıca talimat verdiği görevli polis memurunun da telefonunu bana verdi.
Biz de ertesi gün erkenden stadyuma gidip öğlene kadar hazırlıklarımızı tamamlamıştık. Sonrası zaten hepimiz için unutulmaz bir akşam olmuştu.
Genelde yaptığımız koreografilerde en büyük sorunumuz taraftarın stadyuma zamanında girememesi olurdu. Bu sebeple aslında taraftar olmasına rağmen tribünün köşeleri boş kalırdı. Çünkü stadyum dışındaki bariyerlerde görevliler önce bilet kontrolü yapar,stadyum dışında bu sebeple kuyruklar oluşur ve tribüne giriş gecikirdi. Her koreografide Musa Müdürü arar konuyu izah ederdim ve kendisi bizzat bu uygulamayı sonlandırırdı. Neticesinde koreografi öncesi tüm taraftar tribünde yerini almış olurdu.
Her zaman dediğim gibi koreografilerde herkesin farklı farklı noktalarda katkısı ve emeği olurdu. Musa Müdür de bize bu şekilde katkı sağlamıştı.
Yine bir hafta sonu Şirinler koreografi yapmayı planlamış benden destek istemişti. Ben de grubun mensuplarıyla birlikte pankartı yapmış tribündeki karton dizilimini ayarlamıştım. Pazar sabahı davetli olduğum bir kahvaltı esnasında Musa müdür aradı “Engin Bey bir sorun oldu, bu pankart yanmış. Rica etsem aynı pankartı birlikte tekrar yapabilir miyiz. Ben kumaşı ve boyayı tedarik edeceğim” demişti. ELE İNAT koreografisinde desteğini unutamadığım için kahvaltıdan kalkıp stadyumun altında aynı pankartı onunla birlikte tekrar yazmıştık.
Bugün öğrendim ki Musa Müdürü kaybetmişiz. Çok üzgünüm. Ünvanlar ve protokol sıraları geçicidir ama geride bırakılan insanlık, iyilik ve samimiyet daima kalıcıdır. Büyüklük, insanın kalbindeki iyilikte ve başkalarına uzattığı yardım elindedir. Bizlere verdiğin desteği, gösterdiğin samimiyeti hiçbir zaman unutmayacağız. Ailesine tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı dilerim.
Mekanın cennet olsun müdürüm.












Musa müdürün mekanı cennet olsun, ailesi ve yakınlarına sabırlar dilerim. Engin abi kalemine sağlık, iyi ki varsın.
Sevgili Engin, bu yazın maçtanda önemli bir yazı. Kalemine ve yüreğine sağlık. Sayın müdürümüze rahmet, başta ailesi olmak üzere sevenlerine sabır, emniyet camiasına baş sağlığı diliyorum.