Bugün yine 2000’i aşkın Samsunsporlu deplasman tribünündeydi. Yine bir bayram havası. Belki de aylar sonra yine Samsunspor sayesinde birbirini gören ve hasret gideren dostlar. Herkeste bir özgüven, herkeste maçın favorisi biziz fikri. Yesek de atarız bir şekilde düşüncesi. Maç öncesi rakip tribün ile yapılan gırgır ve dalaşma. Gayet eğlenceli. Ta ki kaleciler ısınmaya çıkana kadar. Kalecilerin çıkar çıkmaz kafalarını sola çevirip tribüne bakmaları ve alkışlamaları unutulmaz bir an ve tarif edilemez bir histi. O ana kadar gırgır, şamata devam eden gün o andan itibaren siz sahada biz tribünde olayına döndü benim için ki bir çok renktaşımın da aynı hissiyata büründüğüne eminim.
Peşine takımın hep birlikte ısınmaya çıkışı esnasında da aynı görüntüleri görünce yanımdaki arkadaşlarıma “İşte aidiyet budur” dedim gururla ve fazlasıyla duygulanarak.
50 yaşındayım. Çocukluğum 19 Mayıs Stadyumunda geçti. Takım kapalı tribünün altındaki tünellerden sahaya koşar adımlarla çıkarken ne hissettiysem bugün de aynısını hissettim. Takımın kapalı tribünün altındaki tünelden ve daha sonraları kale arkasının köşesindeki tünelden sahaya çıkışı her zaman bizlere tribünde özgüven aşılarken,bir çok zaman aidiyeti yüksek oyuncu gruplarına ve varlığı bizlere cesaret olan futbolculara sahip olmuştuk. Zaman zaman ise aidiyeti çok düşük kadrolarımız da olmadı değil. Ancak bugün gördüklerimi de kesinlikle eski günlerin yanına koyuyorum. Camianın hissiyatını bu kadar yakından hisseden oyuncularımızı canı gönülden tebrik ediyor ve bunun büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. İyi ki varsınız.
Her ne kadar bu köşenin asıl amacı maç değerlendirmesi olsa da maalesef işin diğer boyutları hakkında konuşmaktan daha fazla haz alıyorum. Sahada futbol oynanır, sonuçlar iyi veya kötü olur, maç biter yenisi gelir, sezon biter yeni sezon gelir. Asıl önemli olanın diğer hususlar olduğunu düşünenlerdenim. Bugün de bu diğer hususlar fazlasıyla ön plandaydı. İlkinden yukarıda bahsettim. Dediğim gibi takımın ısınmaya çıkarken hissettirdiklerini hiçbir zaman unutmayacağım.
Diğeri ise maç önü,maç esnası ve sonrasında hiç susmayan, organize hareket eden , hırs ve mücadelesi en üst düzeyde olan SAMSUNSPOR tribünüydü. Herkes sesini bugün tribünde bıraktı. Bu bazılarına çok saçma gelebilir. Hatta bazen bana dahi öyle gelmişliği vardır ama o tribüne girdiğinde her şey boyut değiştiriyor. Yaşamak ve hissetmek lazım.
Tribünün aslında en önemli hareketi Samsunspor Kulüp Başkanı Yüksel Yıldırım’a sorgusuz sualsiz ve hep birlikte sahip çıkmasıydı. Tüm eleştiriler bir kenara bırakılarak, Beşiktaş taraftarının küfürlü ve küçük düşürmeye yönelik tezahüratlarına gereken karşılık tümden verildi. Bu da yukarıda bahsettiğim futbol dışı hususlardan biriydi. Bir önceki cümlede tüm eleştiriler bir kenara bırakılarak derken tabiki bunu Yüksel Yıldırım’ın zaman içindeki bir kısım icraat ve söylemlerini eleştirmiş olanlardan (Ben de fazlasıyla bunun içindeyim) bahsediyorum. Doğal olarak eleştirmeyenler de var camia içinde. Ancak eleştireniyle eleştirmeyeniyle herkes başkanın arkasında en dirayetli şekilde durdu.
12 Kasım 2023 tarihinde İstanbul’da oynanan Pendikspor maçı sabahında başkan ve ekibi ile tesadüfen bir mekanda denk gelmiştik. Gisdol’ün geldiği ilk zamanlardı. Bir süre sonra masamızdaki arkadaşlarla sohbete başlayınca konu taraftarın genelinin kendisini istemediğine, kendisine muhalif olduğuna geldiğinde araya girip bu düşüncesinin doğru olmadığını , şehirde çok küskün olduğunu ancak kendisinin tek bir hareketini bekleyen binlerce kişi olduğunu bizzat yüzüne söylemiştim. Yüzüne söylemiş olsam da sonrasında batı alt tribünde yaşanan bazı durumlar, başkanın bu konudaki fikrinin değişmediğini ortaya koymuştu. Ancak bugün gördük ki Samsunspor Taraftarı armaya olan tutkusu ve yapılan terbiyesizliklerin başkan nezdinde armaya yapıldığı düşüncesi ile dışarıya karşı başkanı yanlız bırakmadı ve aksine sonuna kadar arkasında oldu. O gün başkanın yüzüne bizzat söylediklerimin doğruluğunu da tribün teyid etmiş oldu.
Bugün bu noktada yaşananlar aslında çok önemli bir olay. Bugün tribünde olanlar ve Samsunspor’u hayatının merkezine koyanlar camianın kalbini oluşturuyor haliyle. Öyle yada böyle farklı farklı ve haklı sebeplerle uzaklaşan çok kimse de var. Eskiden bu konuda hiçbir sebebi geçerli bulmazdım ama geldiğimiz noktada böyle bir gerçeklik olduğunu inkar edemem. Artık bir şeyleri değiştirmenin zamanı geldi diye düşünüyorum ve bu noktada adım atması gerekenin Yüksel Yıldırım olduğu fikrindeyim. Basit şeyler. Ne demek istediğimi Samsunspor’u hayatının merkezine koyan herkes çok net anlayacaktır. Bizi diğer camialara karşı zorda bırakma. Yıllardır verdiğimiz mücadelede başımızı öne eğdirme. Her şeyi bireysel düşünüp camianın hassasiyetlerini görmezden gelme. Kendini değil bizleri temsil et. Taraftarı münferidiyle taraftar gruplarıyla bir bütün olarak görüp sorunlarına ve taleplerine kulak ver.
Evet çok kötü günlerden hep hayalini kurduğumuz dönemlere geldik. Bugün 10 yaşındaki bir kardeşimiz bir çoğumuzun göremediği şeyleri çocukluğunda yaşıyor. Şartlar da elverişli. Madem ki böyle neden her şey çok daha güzel olmasın? Daha önce de dediğim gibi çok zor değil.
Tabiiki Büyük Samsunspor Taraftarına ayrı bir teşekkür gerekiyor. Her zaman konuştuğumuz gibi eksiklerimiz var mutlaka ama deplasmanda gayet etkiliyiz. Daha da gelişeceğiz mutlaka ama artık iç sahaya el atma ve bazı şeyleri toparlama zamanı geldi. Bu da zor değil. Yeter ki isteyelim.












Birileri bu yazıyı Yüksel beye okutsun..
Ağzına sağlık kral net tribünlere el atılmalı Gerçekten iç sahada ki tribünler modumu düşürüyor
Hepsine katılıyorum. Ben de oradayadım müthiş duygulardı
Kalemine sağlık abi
Harika bir yazı