Maçın başında zorlanmadan gelen iki golden sonra kolaylıkla farka gideceğimiz düşüncesi, skorun ve rakibin ligde bulunduğu durumun neticesinde oluşan rehavetten rakibin bulduğu golle biraz uyanır gibi olduk. Rakip ligin en sonunda olmasına rağmen sahada gördüklerimizden ötürü maçın gidişatının riskli olabileceğini sanırım hepimiz düşünmüşüzdür.
Keza hakimiyet bizde olsa da belki konsantre olamamaktan belki nasıl olsa kazanırız düşüncesinden ya da kadro darlığından ötürü çok hırpalanmamak gibi sebeplerle maçı kopartacak konuma getirmeyi beceremedik. Keşke maça daha ciddi bakıp daha iştahlı olabilseydik.
Hafta boyunca merak ettiğim konu Ntcham’ın kadroda olma ihtimalinden ötürü bu maçta göstereceği performanstı. Ancak çok bir şey söyleyemeyeceğim. Zira sahada konsantre gördüğüm tek isim Zeki Yavru idi. Belki biraz da Emre Kılınç olabilir.
Neticesinde güzel zamanda gelen bir galibiyet oldu. Avrupa Kupalarına katılma yolunda bu çok önemliydi. Önümüze on final maçı var. Bunun Avrupa Kupalarına katılma mücadelesi olmasının yanında aslında yıllarca mücadele ettiğimiz İstanbul takımlarından Bjk’ya geçilmeme mücadelesi olduğunu da belirtmek isterim.
Maçtan daha çok önemlisi ise tribünlerimizin durumu. İç sahadaki Hatay ve Rize maçlarında hava şartlarının olumsuzluğu söz konusuydu. Ancak bugün böyle olumsuz bir durum olmamasına rağmen ve takım süper ligde üçüncü iken (Yayıncı kuruluş spikerinin verdiği bilgiye göre) 9000 de kaldık. Bu durumu masaya yatırma zamanının geldiğini düşünüyorum. Sebeplerini ve düzeltmek için neler yapılabileceğini bu konuda en yetkili makam olan Samsunspor Kulübünün araştırması gerekiyor. Tarihi bir sezon yaşanıyor olmasına rağmen taraftarın neden ilgi göstermediğini öncelikle kulüp yetkililerinin kendilerine sorması gerektiğini düşünüyorum. Sonrasında taraftarın sorunlarını bizzat taraftarın kendisinden öğrenmeleri gerektiği fikrindeyim. Sokaktaki herhangi bir Samsunsporludan, çay ocağındaki başka bir renktaştan, çocuğunun elinden tutup maça gelen babadan, şehrin muhtelif yerlerindeki esnaflardan, hayatı eski stadyumda geçmiş emeklilerden bizzat duymaları gerekiyor.
Akıllarının ucundan dahi geçmeyen ancak taraftar üzerinde olumsuz etkileri olan birçok sebep duyacaklarına eminim. Sadece tribünün önde gelen isimleri ile istişare yapmak taraftarın genelinin sorun ve beklentilerinden bihaber olmak oluyor.
Bu takımın kemik bir taraftarı olduğu hepimiz tarafından yıllardır bilinen bir gerçek. Bu kitle için pek farketmez şartlar, klasmanlar, skorlar, yağmurlar, çamurlar. Her şartta stadyumun yolunu tutarlar. Ancak şehirde Samsunspor’la heyecanlanan birçok insan olduğunu da hepimiz biliyoruz. Bugün stadyumda minimum yirmi bin kişi yoksa bir şeyler yanlış gitmiş veya yanlış yapılmış demektir.
Bugün takım Adana Demirspor’u yendi. Bundan 30 yıl önce de yenmişti Kral Serkan Aykut’un 4 gol atığı maçta. Galibiyetler, mağlubiyetler yine olur skorlar değişir ama maçlar bitmez. Önemli olan mevcudumuzu muhafaza edip daha çok kişiyi tribünlere çekmeyi becerebilmek bence. Bu sebeple taraftar niye gelmiyor diye sitem etmekten çok neden gelmiyor diye kafa yormak gerektiği fikrindeyim.












Ramazan olması 3-4 bin kişiyi rahat etkilemiştir.