Evet muhteşem bir sezon başlangıcı oldu. 8 maçta alınan 6 galibiyet ve hak edilmemiş 2 mağlubiyet. Ancak esas önemlisi her şeyin kadro ve bütçe ile doğru orantılı olduğu düşüncesi gibi bazı klişelerin her zaman gerçeği yansıtmadığını Samsunspor’un ortaya koyuyor olması.
Önemli olanın takım olarak fizik gücünü yakalamak, futbolun sonuç doğuracak basit ama doğru işlerini uygulamaya dökebilmek ve takım olarak birlikte hareket edebilmek olduğunu, futbolcunun forma adaletine inancının herkesi ileriye taşıdığını Thomas Reis bize gösteriyor.
Geçtiğimiz sezon neredeyse forma yüzü görmeyen Bola bu sezonun en iyilerinden. Yine geçen sezonu neredeyse boş geçiren ve bu sezon oyuna sonradan belli beklentiler ile dahil edilen Dimatta, Schindler, Soner Aydoğdu hemen her maçta umulan katkıyı sağlıyor. Geçtiğimiz sezonu alt ligde geçirenlerden Laura hocanın beklentilerini karşılarken ve Celil Yüksel ise forma bulduğu her maçta gerekli dinamizmi sağlıyor. Tüm bunların yanında tüm oyuncuların rakiplerinden fizik gücü olarak daha diri oluşları ve yukarıda belirttiğim gibi basit ve doğru işleri oyun anlayışı haline getirmeleri şimdiye kadar fark yarattı. Bu farkın çok olumsuz durumlar olmadıkça sezon boyu devam edeceğini düşünüyorum. Zira ülke futbolunun içinde bulunduğu durum gereği sezonun genelini huzurlu geçirebilecek çok takım bulunmuyor. Bizde bu olumlu tablo bozulmaz ise Samsunspor bu farkı açarak devam edecektir. Ancak ülkemiz futbolunda birçok şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğunu, farklı dengeler bulunduğunu da unutmamak gerekiyor.
Bunun yanında Muadilmadji’nin bazı eksikliklerini gidermesi, kapasite ve yetenekleri sebebiyle daha fazlasını beklediğimiz Emre ve Holse’nin katkılarını daha yukarı taşımaları,yine kalitesinden emin olduğumuz ancak henüz forma giyemeyen Tait’in de muhtemel katkısı ile başka şeyler olma ihtimali de mevcut.
Maç hakkında söyleyebileceğim ilk şey erken sayılabilecek bir dakikada yediğimiz çok şanssız bir golle geriye düşmüş olmamıza ve ilk yarıyı bu moralsizlik ile tamamlamış olmamıza rağmen maçı kaybedeceğimizi hiç bir anda düşünmemiş olmamız. Zira ikinci yarı başlarken de ilerleyen dakikalarda takımın fizik gücü ile diri kalacağını ve mutlaka pozisyon bulacağını hepimiz bekliyorduk ki beklentimiz hemen ikinci yarının başında karşılığını buldu. Yine bu sezonun çalışılmış işlerinden biri ile beraberliği bulduk. Tam galibiyet için ümitlenmiş iken geriye düştük. 1-2 den sonra oyunu rakip sahaya yıktık ve golün sinyalini defalarca verdik. Nihayetinde bence Ntcham önderliğinde ortaya koyulan özverinin karşılığını hak ederek aldık. 3-2 kazanabilirdik de ancak oyunun geneline bakınca rakip açısından da bir iki kırılma noktası olduğu da gayet açık. Saniyelere bağlı bu oyunda maçın gidip geldiği anlar olması futbol oyununun gerçekliklerinden.
Takımın 1-2 den sonra oyuna hakim olması İstanbul medyası tarafından Morinho’nun tercihlerine bağlanmış olabilirse de bu bizi ilgilendirmiyor. Zira bu Fenerbahçe Spor Kulübünün sorunu ve İstanbul medyasının işi. Bizse yukarıda da belirttiğim gibi bunu takımın ezici fizik gücüne, çalışılmış ve alışkanlık haline getirilmiş sürekli davranışlarına bağlıyoruz.
Son olarak sanki sadece Samsunspor-Fenerbahçe maçı değilmiş gibi gündem olan bu müsabakadan mağlup olmadan çıkmış bir camianın mensubu olarak kendi işimize baktığımızı,diğerlerinin sığ çekişmelerinin bizleri hiç ilgilendirmediğini belirtmek isterim.
Bizim için varsa yoksa SAMSUNSPOR












Güzel bir yazı. Devamını bekliyoruz
Kalemine sağlık kardeşim
Güzel özetlemişsin abi. Yazılarının devamını bekliyoruz