Sezonun ilk yarısı sonunda Fenerbahçe ile birlikte en az gol yiyen takım ve en golcü 4.takımız. 18 maçta sadece 4 mağlubiyet aldık. Eyüp maçı dışındaki diğer mağlup olduğumuz maçlarda mağlubiyeti hak etmedik. Yine sezonun geneline bakınca hiçbir rakibe karşı ezilmedik.
Ligimizde futbolun daha ziyade sürekli ve yerleşmiş bir oyun planı olmadan doğaçlama oynandığı,futbolun basit doğrularını yapmaktansa sorumluluk almayıp suya sabuna dokunmama anlayışının mevcudiyeti,fizik gücünün maçın tamamına yayılamadığı lig hakkında hepimizin bildiği gerçekler. Tabiki oyuncu topluluğunun aidiyeti ve iş ahlakı da en önemli hususlardan. Sezon başından bu yana gördük ki Samsunspor’un sadık kaldığı bir oyun planı var.
Holse, Emre, Benasser, Bola, Ntcham, Zeki, Drongelen topla inisiyatif alabiliyor. Sezonun ilk yarısının son çeyreğinde fizik gücümüz biraz düşse de sahada hemen her yerde boş oyuncu bulabiliyor,presimizi uzun süreye yayabiliyoruz.
Trabzonspor maçı öncesi yaşanan bazı sıkıntılar olsa da oyuncu grubunun genelinin profesyonellik anlayışları ve aidiyetlerinin yerinde olduğu açık. Ayrıca mevcut durumun kişisel kariyerleri için bir fırsat olduğunun onlar da mutlaka farkındadır. Hal böyle olunca derinliği olmayan alternatifsiz kadromuza ve bazı noktalardaki eksikliklere rağmen ligin kalan bölümünde zaman zaman sıkıntı çekme ihtimalimiz olsa da bizlerde ligdeki bir çok takıma yenilmeyeceğimiz yönünde inanç oluşuyor. Tabiki futbol dışı faktörler oluşmadığı sürece.
Tüm bunların ışığında sezonun ikinci yarısı Beşiktaş maçıyla başlıyor bizim için. Sezonun ilk maçında biraz Beşiktaş’ın Rafa Silva ve İmmobille gibi yıldız transferleri ve Süper Kupa Finalindeki sansasyonel galibiyetinin etkisi ve biraz da şanssızlık neticesinde maçı kaybetmiştik. Ancak bu sefer durum daha farklı. Avrupa Kupalarına katılma yolundaki muhtemel rakiplerimizden birini sahasında yenerek hem ikinci yarıya daha moralli başlamak hemde ikili averajı eşitlemek istiyoruz. Geçmişte dolu tribünü “Bir avuç Samsunspor Taraftarı” diye niteleyen İstanbul Medyasının önünde, biletleri iki saatte tüketen 2160 Samsunsporlunun desteği ile Beşiktaş’ı yeneceğimize gönülden inanıyorum.
Maçın 20 Ocak haftasına denk gelmiş olması sebebiyle taraftar gruplarının siyah giyinme çağrısı oldu. Hepimizin hayatında derin yaralar açan 20 Ocak 1989 trafik kazasının yıl dönümünde bu çağrıya herkesin uyacağından şüphem yok. Yine 20 Ocak sebebiyle taraftar grupları koreografi hazırlıyor. Bizler sadece bir karton kaldırarak iştirak edecek olsak da düzenleyenler için, koreografide bir karton kaldırmamız hem onların emeklerine saygı göstermemiz hem de onların verdikleri emeklerin karşılığını almalarına katkı sağlamamız demek.
Tabiki şehrimizin en büyük değerlerinden olan 20 Ocak 1989 şehitlerimizi hak ettikleri şekilde anmış olmamız en önemlisi.
Bir diğer husus ise iç sahadaki taraftar desteği. Ligin iç sahada en yüksek ortalamaya oynayan takımlarındanız. Bu zaten yıllardır böyle. Ancak sahaya olan etkimiz anlamında biraz düşünmemiz gerekiyor. Zira eski stadyumda maratonun sahaya ve maça etkisi rakip takım oyuncuları ve teknik adamları tarafından şaşkınlık içinde defalarca dile getirilmişti.
Kale arkalarındaki mevcudun yanında maratonda yerleşik ve tribünü bilen sağlam bir kitle vardı. Yeni stadyumla birlikte bu kitle stadyumun farklı yerlerine bölünerek dağıldı. Hal böyle olunca her şey taraftar gruplarının sırtına yıkıldı.
Ancak biliyoruz ki stadyumda hayatını tribüne adamış ve bu işi bilen çok sağlam bir kitle var ama birçoğu farklı farklı sebeplerle alakasız yerlerde üçlü beşli gruplar halinde maç izliyor. Deplasmanlarda tribün anlamında başarılı olmamızın sebeplerinden biri bu kitlenin deplasmanlarda tekrar bir araya gelmesi diye düşünüyorum.
Bu konuda nerede ne yapılabilir, kim yapabilir, insanlar alıştıkları yerden ayrılır mı bilmiyorum (Zira bir kısmının kombinesi de olabilir) ama sezonun ikinci yarısı için sağlam bir tribün birlikteliği oluşturmak gerektiği kanaatindeyim. Bir tribünde 1500-2000 kişi çok şeyi değiştirir.
Şimdiden arma uğrunda yollara düşecek herkesin yolunun açık olmasını dilerim. Sonu galibiyet olsun inşallah.











