Birkaç gündür bu maçla ilgili nedense çok ümitliydim. Trabzonspor ve Kayserispor maçlarındaki düşüşten sonra bu maç için bir toparlanma ve hücumda daha fazla etkinlik bekliyordum. Ancak düşündüğüm gibi olmadı.
Beşiktaş’ın yeni hocası ile birlikte baskılı başlayacağını bekliyor ve ligin geri kalanındaki görüntüsü itibarıyla maçların ilk 20-25 dakikasında etkili olduğunu biliyorduk.
Beklediğimiz gibi de oldu aslında. Takım bu dakikalardan sonra topa hakim oldu. Oyunu daha rahat yönlendirdi. Ancak hücumda etkili işler yapamadı. Holse ve Emre işin daha çok defansif tarafında kaldı. Ntcham beklediğimiz etkinlikte değilken Muja aldığı tüm pasları rakibe verdi. Zeki’nin yokluğu da sağ kanadın işlememesine neden oldu.
İkinci yarıda oyuna daha fazla etkinlik koyacağımızı düşünürken rakibin baskısı ile karşılaştık ve bu baskının bir süre devam edeceğini anladık. İleri uçta hiçbir topu tutamamamız, atılan her pasta bir hamle geride kalmamız baskının devam etmesine sebep oldu. Beklentimiz ilerleyen dakikalarda bu baskıyı kırıp kendi oyunumuzu oynamamız iken hakemin yakaladığı ilk fırsatta takımı eksik bırakması tüm beklentilerimizi boşa çıkardı. Sonrasında oyun rakibin baskısı ve ceza sahamızdaki etkinliği ile geçti. Kayserispor maçının ikinci yarısındaki gibi bu akşam da kırmızı karttan sonra şans yanımızdaydı.
Tabiki şans yanımızdaydı derken futbolcuların doksan dakika boyunca sahaya koydukları iyiniyetli mücadelelerini göz ardı edemeyiz. Milyon euroluk oyunculardan kurulu rakibe karşı bir saniye bile geri adım atmadılar kora kor mücadele ettiler.
Bugün de bir kez daha gördük ki bu İstanbul düzeni diğer takımlara yaşam şansı tanımıyor. Takdir hakları lehlerine kullanılırken sıkıştıklarında da hakemden maçı döndürecek desteği alıyorlar. Sonunda da hakemden şikayetçi oluyorlar. Gerçekten güzel düzen. Bu adaletsiz düzende,onlarca milyon Euro ödenmiş oyunculardan kurulu bu takımlara karşı zaman zaman oyunun hakimiyetini de alan ve sonuna kadar mücadele eden, rakibi hakem desteğine mecbur bırakan takımımızla gurur duydum.
Tribün açısından ise özel bir akşamdı. Tribünün yapısı gereği senkronizasyonun yakalanabilmesi büyük avantaj oldu ve tribünün birlikteliği ile muazzam bir performans sergilendi. On kişi kalmış takımın inanmış taraftarı Beşiktaş gibi bir rakibe karşı maçı kazanmaya yönelik cümleleri hep bir ağızdan son dakikaya kadar haykırdı.
Ülkede her şeyi kendilerine hak görüp kendilerini herkesten üstün gören bu camialardan birine bu cümlelerin çok ağır geldiği de gözden kaçmadı. Bu tribüne Ercan Kara’nın golü yakışırdı ama olmadı. Doksan dakika susmayan herkese teşekkür eder geri dönüş yolunda olan herkesin yollarının açık olmasını dilerim.
Yine 20 Ocak 1989 Futbol Şehitlerimizi anmak için posterleri ve pankartları hazırlayan, günlerce emek harcayan herkesin eline emeğine sağlık. Belki de o günlerde dünyada dahi olmayan renktaşlarımız şehrimizin en büyük değerlerinden olan Futbol Şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmak için verdikleri bu çaba takdiri hak ediyor. Hepsinin tekrar emeğine sağlık. Bu vesileyle futbol şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Mekanları cennet olsun.












Teşekkürler