Samsun’da olmam sebebiyle maçı Çiftlik Caddesi Gürbüz Sokakta bulunan çay ocaklarında seyrettim.
Dostlar, arkadaşlar, bizzat tanışmış olmasak bile tribünden aşina olduğumuz tüm renktaşlarımız ile birlikte. Samsunspor’un bu şehrin mutluluğu olduğuna bir kez daha tanık olduğum, hem skor hem de ortam açısından çok özel ve sıra dışı bir gündü.
Maçın ilk yarısı hakkında futbol açısından çok bir şey konuşmaya gerek yok kanaatimce. Zira bünyemizin alışkın olduğu travmalardan birini daha yaşadık. Böylesine bir moral bozukluğunun üzerine tamamen konsantrasyon kaybından kötü bir gol yedik.
Hakemin başta Aytaç olmak üzere Kasımpaşalı oyunculara hoşgörülü davrandığı da gözden kaçmadı. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen organize olunabilmesi durumunda Kasımpaşa orta sahasının geçilebileceği düşüncesi hepimizde oluştu.
Devre arasında konuştuğum hemen herkeste ikinci yarı takımın diri kalacağına ,rakibin ikinci golü bulamaması durumunda maçın dönebileceğine ilişkin bir inanç vardı. Nitekim ilk yarıda etkili olmadığını düşündüğüm Soner,Emre ve Holse’nin ikinci yarı oyuna ağırlıklarını koyması, sonradan oyuna giren Dimatta ile Laura’nın hocanın beklentilerine karşılık vermesi ,ilk kez forma giyen Bedirhan’ın hemen hemen hiç aksamaması ve takımın genelinin oyun disiplinine sadık kalması neticesinde devre arasında kendi içimizde konuştuklarımız gerçekleşti ve takım bir kez daha büyük bir iş başardı.
Ben işin taktiğini pek kafaya takmam. Önemsemem de. Kendime göre futbolun bildiğim bazı doğruları ve basit kuralları var. Bunları göz önüne aldığımda ve takımın attığı ilk gol ile üçüncü gole baktığımda, attığımız gollerin süper ligin pek alışkın olmadığı goller olduğu,süper ligde bu gollere karşı durabilecek defans kurgusu olan çok takım olmadığı sonucuna varıyorum.
Ayrıca kadronun banko isimleri olan Satka,Bennasser ve Muja’nın yokluğuna rağmen takımın oyun anlayışının sekteye uğ ramaması ve yukarıda bahsettiğim pozisyonların her maç tekrarlanır olması takımın bir bütün olduğunu gösteriyor. Birkaç teknik adam dışında bu tarz işlerin çok önemsenmediği ve idare ederek futbol oynamayı alışkanlık haline getiren futbolcuların çokça bulunduğu ligimizde Thomass Reis hocanın bu yaptıkları haliyle fark yaratıyor.
Tabiki skor ve galibiyet önemliydi. Ancak bizler için tüm bunlardan önemlisi her zaman konuştuğumuz Samsunsporlu’luk hissiyatı bir şehrin Samsunsporla üzülüp Samsunsporla sevinmesi.
Bugün bunu bir kez daha gördüm. Hafta içi Koçyiğit Ticaretin önünde 20 yaşındaki bir kardeşimizle Kasımpaşa maçının hesaplarını yaptığını görüp “Vay be demek ki sevda böyle bir şey” dediğim 70 yaşındaki amcamız karşı çaprazımda. Tek başına maçı izlemeye gelmiş.
Başka bir köşede maddi imkanı olmadığı için mekanın dışında ayakta durarak 90 dakikayı tamamlayan ve malesef bazı ruhsal sorunları olan Cemal ağabey. Diğer tarafta yine zihinsel bazı sıkıntıları olan Samet aynı heyecanla yerinde duramıyor. Belki daha bugün çıkmış yeni sweatshirtü hemen alıp maç günü giyme heyecanı yaşayan Burak hoca. Maçı telefondan izlerken şarjı bittiği için koşa koşa çay ocaklarına gelen Hakan ağabey. Sanki stadyumdaymış gibi maç sonu sesini kaybetmiş yüzlerce Samsunsporlu. Hiçbirimizin bir birinden bir farkı yok. Aynı tutku tek aşk.











