Eksikler sebebiyle sıkıntılı çıktığımız ve dolayısıyla sıkıntılı geçen Alanyaspor maçından sonra rakip tercih etme imkanımız olsa seçeceğimiz takımlardan biri olurdu Bodrumspor. Ancak ilk yarı çok öyle geçmedi.
Tabii ki skor avantajını çok erken yakalamış olmanın da bunda etkisi olmuş olabilir. Oyun ilk yarı boyunca her an yapılabilecek bir iki hata ile dönebilecek görüntüde gitti. Aklıma ortaya düşen bir topta dikkatsiz bir hareketle on kişi kalma ihtimali gelmedi değil açıkçası. Neyse ki korktuğum şey meydana gelmedi ve ilk yarı 1-0 bitti.
İlk yarıda gördüklerim oyunun devamının da aynı şekilde gideceğini düşündürürken daha ilk dakika ile başlayan coşku maç sonuna kadar devam etti. Açıkçası tarihi bir skor kaçtı diyebilirim. 7-0 , 8-0 sonuçlansa büyük bir sansasyon olurdu ve tarihimize unutulmaz bir maç olarak yazılırdı.
1990-1991 sezonunda alt ligde 7-0 kazandığımız Kasımpaşa maçını hiç unutmam örneğin. Haneye yazılan hepsinde 3 puan olsa da böyle skorlar ve maçlar camialar için önemlidir.
Dünya futbolunda her dönem bazı isimler gerek futbolcu olarak gerek teknik adam olarak döneme damga vurmuşlardır. Yıllar geçse de isimleri yada lakapları unutulmaz.
Bugün dünyada da futbolla ilgilenen birine “CARLO” desen direkt Ancelotti der mutlaka. Ancak durum Samsun’da çok farklı. Küçük dev bir adam var. CARLO HOLSE. Geçen hafta yokluğunu nasıl hissettiysek bu hafta bu takım için ne kadar önemli olduğunu bizzat kendisi kanıtladı.
Hem hücumda hem defansta her yerdeydi. Ortaya düşen tüm boş topların başındaydı, rakibin her zaman peşindeydi, ceza sahasında destek olunması gerektiğinde oradaydı … Eskiden maçlardan sonraki gün gazetelerde maçların değerlendirmesi olurdu. Futbolculara performans anlamında yıldız verilirdi. Bizler de özellikle kazandığımız maçlardan sonra bunu merakla beklerdik. Dört yıldız en yükseğiydi. İşte bugünün dört yıldızlı performansı Carlo Holse idi. Bugün itibarıyla Holse’nin ligde bir çok takımın hedefi olduğunu çok net olarak söyleyebiliriz. Allah nazarlardan korusun. Bir özel tebrik de Drongelen’e. Son on yıla baktığımızda bu kadar özverili olan ve aidiyet hisseden kaç futbolcu sayabiliriz?
İnsanın aklına maşallah demekten başka bir cümle gelmiyor açıkçasıYine geçen haftaki eksiklerimizden Bennasser de orta sahanın gücü olduğunu net ortaya koydu. Malesef Celil de sakat olunca o mevkide Benasser’in performansını verebilecek alternatifimiz yok. Artık bu noktada Thomass Reis’e güveneceğiz. Mutlaka o da bu bahsettiğim durumu biliyor haliyle.
Bugüne kadar çok katkı alamadığımız Muja ve Tait’in de devreye girmesi ihtimali de mevcut. Bu iki oyuncudan da ( ve belki diğerlerinden de) daha çok katkı almaya başlarsak çok güzel olacak. Hem hocanın eli güçlenecek hemde çeşitlilik artacaktır.
Bu güzel günde iki olumsuzluk vardı. Birincisi tribünlerdeki mevcudun az oluşu. Takım ligde üçüncü sırada. Üstelik süper ligde. Mutlaka maçın gün ve saatinin bunda etkisi var. Ayrıca gs maçı öncesi yaşananların da bazılarımız üzerinde yarattığı etkiler var. Ancak bu takım ve mücadelesi çok daha fazlasını hak ediyor. Daha ne olması lazım? Evet son yıllarda şehirde stadyuma gelmenin bir sosyal aktivite olduğunu ve eğlence olarak görüldüğünü görüyor ve hissediyoruz.
Değişen dünyada buna hak vermiyor da değilim. Ancak SAMSUNSPOR müstesnadır. Hayatınıza Samsunsporla hareket katarsınız, sevinirsiniz, mutlu olursunuz, stadyumda eğlenirsiniz amenna ama SAMSUNSPOR’u sadece bundan ibaret görmeyin.
1965 ten bu yana çok şey yaşandı bu şehrin stadyumlarında. Kimler geldi kimler geçti. Acılar, hayal kırıklıkları, kayıplar, soğuklar, yağmurlar, ligden düşmeler vs vs vs. Eski yazılarımdan birinde belirttiğim gibi insanlar stadyuma girebilmek için maçların son on dakikasında kapıların açılmasını bekledi. Kazadan sonra liglerde takımı olmadığı halde bırakın başka takımla ilgilenmeyi maç özeti dahi izlemedi. Ad ve soyadının peşine Samsunspor’u koydu. Böyle sevdi insanlar Samsunspor’u. Hepimiz böyle sevelim. Hayatımızdaki birçok şey arasında alternatiflerden biri olacak bir seçenek değildir SAMSUNSPOR.
Bir diğer konu ise kaleci Okan’ın takım sahada iken ve tribüne gitmeye hazırlanıyorken direkt soyunma odasına gitmesi. İnsanoğlu duygusaldır. Alınabilir, kırılabilir.
Hatta haksızlık da yapılmış olabilir ama varsa bir kırgınlığın barışırsın. Sonuçta bu camianın bir futbolcususun. Aidiyet hissettirirsin, insanlar da inanır bazı şeylerin hata olduğuna ve seni bağrına basar sen merak etme ama bu böyle soyunma odasına gitme ile olmaz. Kaldı ki taraftar futbolcusunu sevmeye baştacı yapmaya her zaman hazırdır. Kimleri baş tacı etmedik ki! Çok zor değil.












Hoş bir yazı. Holse'ye ayrı bir parantez açmanız da güzel olmuş Engin hocam