İlk yarının son iki haftasına girdiğimizde 30 puanı yakaladık. An itibarıyla ligin üçüncüsüyüz. Ligde Galatasaray dışında baskılı ve güçlü futbol oynayan takım olmadığı da aşikâr. Bu sezon ligin bu hali Avrupa Kupalarına katılma noktasında bir fırsat. Ligin ikinci yarısında coşkulu futbol oynayabilen ve rüzgarı arkasına alabilen bir takımın aradan sıyrılması hiç sürpriz olmaz.
Sivasspor maçı ile girdiğimiz 4 maçlık sürecin çok çetin olacağı hepimizin malumuydu. Bu sebeple maç başlamadan önce yenemeyeceksek yenilmeyelim düşüncesindeydim açıkçası. Zira Sivasspor iyi bir santraforu olan,kalecisinin güven verdiği,orta sahada Charisis ve Moutaussamy gibi iki oyuncuya sahip,Emrah Başsan ve Rodrigues gibi her an her şeyi yapabilecek hücumcuları bulunan bir kadro.
Bizse Galatasaray maçından sonra hem takım hem camia olarak biraz motivasyonumuzu düşürmüş durumdayız. Hal böyle olunca başta da dediğim gibi bizim için beraberlik iyi sonuç olarak görünüyordu. Maç sonunda da netice böyle oldu.
Ancak maçın 30.dakikasına kadar Samsunspor’un an itibarıyla ligin 12.si olan rakibinden, rakibin yukarıda belirttiğim kaliteli isimlerine rağmen daha etkili bir performans sergileyebilecek durumda olduğunu gördük . Üstelik açıkça belli olan bir motivasyon düşüklüğüne ve oyun coşkumuzun kaybolmuş olmasına rağmen.
Bunun sebebini tam olarak bilmiyorum ama Galatasaray maçı sonrasında başladığını düşündüğüm bu motivasyon kaybı üst sıralara ilişkin net bir hedef koyulamaması, bizim kadro derinliğimiz yok iken rakiplerin ligin ikinci devresinde transfer yapabilecek olması ya da lig lideri olunacak maçta beraberliğin telafuz edilmesi gibi sebeplerden doğmuş olabilir.
Tüm bunlara rağmen biraz becerikli ve dikkatli olabilsek, biraz daha topu çabuk kullanabilsek maçı ilk yarıda bitirebileceğimizi de belirtmek gerekir. Zira oyun coşkumuz önceki birçok maçta olduğu gibi olmasa da girdiğimiz pozisyonlar dışında, pozisyona dönebilecek iken basit tercih hataları ile heba olan önemli ataklarımız olduğu da bir gerçek. Hepsini birlikte değerlendirdiğimizde (Belirtmiş olduğum olumsuzluklara rağmen) ve oyundan memnun olmamamıza rağmen Sivasspor’dan daha iyi olduğumuzu ve iki puanı kaybeden taraf olduğumuzu düşünüyorum. Bu da bende ligin geri kalanında ligin ortalama takımlarına karşı kolay kolay maç kaybetmeyeceğimiz inancını doğurdu. Tabiki futbolda birçok farklı etkenin olduğunu ve şartların çok çabuk ve kolay değişebildiğini de unutmamak gerekiyor.
Bahsettiğim motivasyon düşüklüğünün futbol takımı dışında camiada da söz konusu olduğunu düşünüyorum. Alanyaspor ve Bodrumspor maçlarında tribün mevcudunun nispeten azalması, daha önceki Sivas deplasmanları ile bugünkünün kıyaslanamayacak hali bunlara bir örnek.
Telefonların susmadığı, ülkenin dört bir yanından organizasyonların yapıldığı, herkesin bilet peşinde olduğu, biletlerin saatler içinde bittiği çok deplasmanlar gördük.
Camia olarak bizlerin, sebebi ne olursa olsun motivasyonumuzu düşürmememiz çok önemli. 30 puanla ligin üçüncüsüyüz. Bundan daha iyisi zaten şampiyonluk potası olur. Tam da burada yine eski günlere gideceğim.
1993-1994 sezonu ile başlayan güzel günlerde önemli maçlar kazandık, namağlupları yendik,bazıları için tehdit olduk, gol kralı çıkardık, ülke futboluna yıldızlar kazandırdık vs vs. Sonraki yıllarda süper ligde bulunmanın camia için önemini görmezden gelip “Yine mi 8. olacağız yine mi 9.olacağız?” Demeye başladık ve sonra kaç yıl süper lig göremediğimizi hatta nerelere kadar gittiğimizi hepimiz biliyoruz. Bu sebeple böylesi bir sezon geçiriyorken ve aslında ters giden hiçbir şey yokken coşkuyu en üst seviyede tutmak gerektiğini söylemek istiyorum.











