Aradan tam 36 yıl geçti.
O günü yaşayanlar eminim ki her şeyi dün gibi hatırlıyordur. Samsun’da sanki kötü şeylerin habercisiymiş gibi kapkara bir gündü. 14 yaşında ortaokul öğrencisiydim. Derste koridorlardan sesler geldiğini duyunca kötü bir şey olduğunu anlamıştık.
Okulun idareci kadrosunda olan öğretmenimiz Selim Özbalcı’dan duyduk takımın kaza yaptığını. Okulda hayat durmuş olacak ki bizler çıkıp çiftlik caddesi girişine gitmiştik. Zira o dönemde şehrin merkezi orası idi. Lise caddesinden ambulansların sirenlerle devlet hastanesine doğru geçtiğini hatırlıyorum. Peşlerine tüm Samsun devlet hastanesine akın etmiş kan vermek için herkes sıraya girmişti. Yediden yetmişe herkeste bir seferberlik hali vardı. Sürekli farklı bilgiler geliyordu ancak durumun vehameti belliydi.
O gün birçok insanın hayatı tümden değişti. Hayatını kaybeden, futbol hayatı biten, hayatının geri kalanını engeller ile geçirmek zorunda kalan büyüklerimiz oldu. Tabiki hepsinin ailesi ve yakınları bu büyük acıdan doğrudan etkilendi ve 20 Ocak günü Samsun şehrinin tarihine en acı gün olarak geçti.
Bugün kazanın 36.yıldönümünde tüm spor kulüplerinin anma mesajları paylaşması, ulusal medyada spor programlarında konuya ilişkin cümleler kurulması kazanın sadece şehrimizi değil tüm ülkeyi derinden yaraladığını göstermektedir.
Kazadan sonra liglerde taraftarı olduğumuz bir takımımız yoktu. Ligde ne olmuş kim kimi yenmiş umurumuzda dahi değildi. Her pazar merakla beklediğimiz spor stüdyosunu dahi izlemez olmuştuk. Yardım maçları yapılıyordu onlara gidiyorduk. Belediye Evleri Kale arkası tribününe askeri birlikler getiriliyordu onlarla karşılıklı kırmızı beyaz yapıyorduk. Milli Amigo Birol’un yardım maçlarında maraton tribününde söylediklerinden etkilenip göz yaşı döküyorduk.
Bitkisel hayatta olan Tomiç’ten haber bekliyorduk. Yardım için çıkartılan Samsunspor Destanı kasetini dinleyip dinleyip ağlıyorduk. Kasetle birlikte verilen posteri ve Günaydın Gazetesinin verdiği “Huzur içinde uyu Muzaffer’im” ve “Huzur içinde uyu Mete’m” posterlerini çerçeveletip duvarlarımıza asmıştık ki hala Samsun’da bazı eski esnafların duvarlarında bunları görmek mümkündür.
O sene 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarında fon gurubu olarak maraton tribününde SAMSUNSPOR yazmamızı hiç unutamıyorum.
Kazanın üzerinden 36 yıl geçti. Günü yaşayanlar o günü hiçbir zaman unutmadı. Her 20 Ocak’ta veya her konusu açıldığında, Mete’nin Galatasaray maçı sonrası verdiği röportajda kurduğu “Uğur arkadaşım soldan çok iyi bir şekilde gitti. İsmail’i ekarte ettikten sonra ön direğe doğru çok güzel bir orta yaptı. Bu benim koşu istikametimdeydi. Top düşmeden sol ayağımla yarı vole bir şekilde vurdum ve golü kaydettim. Bu herhalde güzel bir gol oldu kanısındayım…” cümlelerindeki naifliği ve efendiliği her izleyişimizde, Muzaffer’in sezon açılışında kafa ile top sektirişini, rahmetli başkanımız Hasbi Menteşoğlu ile diyaloğundaki gülümsemesini her gördüğümüzde sanki dünmüşçesine hepimiz aynı boğaz düğümlenmesini yaşıyoruz.
Eğer yalnızsak buna göz yaşlarımızın da eşlik ettiğini yada kaçak göçek kaç kez ağladığımızı hiçbirimiz inkar edemeyiz.
Ben her zaman Samsun’un iki önemli günü olduğunu düşündüm. Tabiki biri 19 Mayıs 1919 du. Diğeri de en acı gün olan 20 Ocak 1989. Bu kazada hayatını kaybeden veya Samsunspor uğrunda sağlığından olan büyüklerimizin ise şehrin en büyük değerleri olduğuna inandım. Ancak yıllarca sadece kabristan ziyaretinden öteye gidemedi koca şehir. Benim hatırladığım ilk hareket şimdiki yeni adliye civarında bulunan halı sahaya Muzaffer Badalıoğlu isminin verilmesiydi ki bunu da halktan birileri yapmıştı. Yine aynı dönemde Asım Özkan’ın yaşadığı sokağa Asım Özkan Sokak adı verilmişti. Yıllarca böyle devam etti. 2012 yılında Mete Adanır Spor Salonu açıldı. Samsunspor Taraftarının sempozyum, koreografi, söyleşi, okul ziyareti, duvar resimleri, kütüphane ve Havza İlçemizde kaza noktasında her yıl yapılan anma töreni gibi çeşitli organizasyonları oldu. Ancak şehirde 30 yılı aşkın süre bir anıt yapılmamış olması Samsun şehrinin ayıbı olarak tarihe geçti. Anıt projeleri nihayet 2021 yılında hayata geçirilebildi. Özellikle Stadyum önüne yapılan anıt hepimizi çok mutlu etti.
Kaza sonrası dönemde şehri yönetenlerin bu tutumuna rağmen bugün, kaza tarihinde dünyada olmayan kardeşlerimizin, bizlerle aynı hassasiyeti taşıyor ve aynı acıyı hissediyor olması bizleri fazlasıyla gururlandırmakta olup bu yine Samsunspor Taraftarının geçmişte olduğu gibi bugün de değerlerini yaşatmaya çalışmasının sonucudur.
Her zaman dediğimiz gibi camialar değerlerine sahip çıkarak büyür. Bunun en son örnekleri de Belediye evleri kavşağında yapılan 20 Ocak 1989 temalı çalışma, okullarda yapılan resim sergileri ve Beşiktaş deplasmanında yapılan koreografidir. Hepsinde emeği geçenlere bir Samsunspor Taraftarı olarak teşekkür ederim.
Bu acı günün yıldönümünde tekrar böyle acılar yaşanmamasını dilerken
Kazada hayatını kaybeden veya kaza sonrasında yaşantılarına devam etmiş olsalar da arma uğrunda en büyük bedelleri ödeyen büyüklerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
“Onlar; gencecik çocuktular. Mete'ydiler, Muzaffer'diler, Tomiç'diler. Samsunspor için İstanbul'ları terk edip gelen Nuri'ydiler. Yine Samsun halkı için, onları yeni bir galibiyetle sevindirebilmek için soğuk ve sisli bir ocak sabahı Malatya'ya doğru yola çıktılar...
VE ONLAR HEP GENÇ KALDILAR”











