Kabul edilmeli ki Fenerbahçe karşısında Samsunspor’un her zaman psikolojik bir üstünlüğü bulunmaktadır. En zor zamanlarında bile yüzlerimizi güldüren sonuçlar alındı geçmişten bu yana…
Sanırım ki bunun altında üst üste alınan 4-0 lık iki galibiyetin hafızalardan silinmemesi ve Türk spor tarihinin Anadolu takımları adına, en önemli başarılı dönemlerinden biri olmasından kaynaklı olduğu fikrindeyim.
Bu maç da farklı olmadı, Reis’in gol adına 65. dk da yaptığı hamleler, iyice yorulmuş rakip karşısında tam zamanı derken çok ama çok ucuz bir kırmızı kart ile dengeler aleyhimize değişti.
Aslında maçın hakemi Cihan Aydın benim yeni nesil hakemler arasında en beğendiğim isimdir. Oynanan futbolu kesmemesi, gereksiz faul çalmaması, tempolu ve mücadeleci oyuna izin vermesi, topun oyunda kaldığı süre adına da, hep ön planda olmuştur. Hatta bu sene FİFA kokartı alamaması başta hakem hocaları tarafından da eleştirilmişti.
Pazar günkü maçta ise bu özelliklerinden kendini sıyırmış, sahada adeta başka bir karakter dolanmakta idi. Özellikle ilk yarım saat tüm takdir hakları ve ucuz kartlar ile adeta sindirildik. Preste en önemli oyuncumuz 4.dk da, dokunmadan sarı kartı aldı ve devamında aynı mücadele gücü ile oynaması da mümkün olmadı.
Çok yaşadık çok gördük biz bunları demek sanırım asla yanlış olmayacak futbolu takip edenler adına, tabi ki buradan çıkan bir gerçek var; Türk hakemleri asla baskıyı kal dı ra mı yor...
Sonuca etken olmak nereye kadar, sonsuza kadar böyle mi olacak değişmez mi hiç bu düzen, yazık ki yazık…
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz haftalarda artık Avrupa kupalarında oynayan takımımız kalmadı. Son takımımızın elenmesi, ilk maçta kaybedilen bir tur oldu, hani klasik bir futbol deyişi vardır, yenemiyorsan yenilme diye, bu söylemin önemi ikinci maç sonucu ile ne kadar değerli olduğu bir kez daha anlaşılır oldu sanırım.
Peki kime elendik, köklü İskoç kulübü Glasgow Rangers, toplam bütçesi 79 milyon Euro .Geçen senenin konferans ligi şampiyonu takımı hatırlayacaksınız Olimpiakos , bütçesi 117 milyon euro.Bu sene Glasgow Rangers’la birlikte çeyrek finale kalan Norveç takımı Bodo Glimt’in bütçesi ise 42 milyon euro evet tam tamına 42 milyon euro (Norveç in nüfusu 5,52 milyon , İstanbul’un 1/3 ü denebilir)
Gelelim bize, çılgın hesapsız transfer takımlarımıza; Galatasaray’ın 277 milyon euro , Fenerbahçe’nin ise 242 milyon euro.
Şimdi soralım o zaman, 3 büyük İstanbul klübü ( BJK bu çılgın para harcama yarışının dışında kaldı bir süredir ) yaklaşık 120’şer senelik tarihleri ile ,eldeki Avrupa başarısı 99/2000 sezonunda ve toplam 1 adet ,numunelik adeta. Bunun dışında final, yarı final hiç olmadı .
Bu devasa bütçeler, çılgın transferler, seyirci, store , forma satışı , kombine , loca , reklam geliri vs vs.. Bu mu olmalı sonuç, bu takımlara gönül verenler için başarı yalnızca derbi kazanmak mıdır, diğerler rakipler çerez misali, seyirci baskısı+hakem desteği gelsin puanlar. Tam anlamı ile vizyonsuzluk bunun adı ..
Sizlere son bir tablo daha sunayım; özellikle bu paraları harcayanları destekleyenlere .Eski ismi kupa 2 ve kupa 3’de şampiyonluk yaşayan takımların bazıları ; Real Mallorca ,Stuttgart ,Royal Antwerp ,Standard de Liege, Fortuna Düseldorf,AustriaWien ,Aberdeen ,Atalanta , Zenit ,Feyenord , Göteborg… liste uzayıp gidiyor .
Daha çok eklenebilir aslında , bunlar bana çarpıcı gelenler .Çoğu bütçe , kulüp , taraftar, şehir ve ülke olarak bizden kat kat küçük olduğu görülmekte.
Futbolu seviyoruz , hele başarılıyken 3 kat daha fazla seviyoruz.Ama öyle bir düzen var ki sıyrılmak isteyen kulüp karşısında futbol dışı etkenlerle karşı karşıya kalmakta.
Umuyorum ve eminim ki , Anadolu futbolu adına düzene karşı değişim yaratacak , sistem kurarak uzun yıllar başarılarıyla ses getirecek yolun başındayız..












başları Samsunsporuna, mahalle yanaken orospu saçını tararmış
Samsun halkı olarak yazılarını beğeniyoruz başarıların devamını dilerim