Türkiye bütçesinde, ÖTV ve KDV’nin toplam vergilerin içindeki payı %65; gelir ve servet vergilerinin ise %35’tir.
KOİ (kamu özel iş birliği) projelerinde 44 müteahhit var, bunların 37’sinin matrah beyanı yok vergi ödememiş.
2025 yılının bütçe açığı, 1 Trilyon 931 Milyon Lira olarak ön görülmüş; vaz geçilen vergiler ise 3 Trilyon lira; faiz giderleri 1 Trilyon 950 Milyon lira…
Uluslararası kuruluşların verilerine göre, en zengin %1’lk dilim ülkedeki servetin %40’na sahip; kalan %99 ise ülke servetinin %60’nı paylaşıyor…
Bu rakamların gerçekliğini tespit edip; durumun vahametini gördükten sonra diğer ekonomik ve sosyal veriler, bu sistemin doğal sonucudur.
Peki Çözüm…
Bu sisteme karşı geniş birliktelikler kurmadan; hayatın içinde yüz yüze iletişimi güçlendirmeden, her mecrayı etkili bir şekilde kullanmadan demokratik rejime ulaşılamaz.
Türkiye’nin tüm ekonomistleri/sosyologları/hukukçuları, bireysel olarak Tv. Kanallarında değil; birlikte aralarında ‘düşünce Kulüpleri’ oluşturarak; üniversiteler, Sendikalar/İşveren örgütleri/esnaf örgütleri birlikte ‘Ortak Akıl’ ile çıkış arayarak, gelecek projeksiyonu yapmalılar. Ülkenin geleceği ve kendi gelecekleri için bir araya gelmeliler; aksi halde yani yukarıdaki tablonun bir süre daha devam etmesi halinde ülke içinden çıkılması zor bir sürece doğru sürüklenir.
Bu genel projeksiyona ek olarak, Orta doğuda yaygınlaşacak İran’ı ve Suriye’yi içine alacak bir savaş Türkiye’yi büyük ölçüde etkileyeceği gibi dünya barışı da olumsuz etkilenir; dünya bu yükü taşıyamaz.
Türkiye yönünden, İran’daki 4,5 milyon Afganlı mülteci Türkiye’ye sığınır ki, ülkedeki sığınmacı sorunu içinden çıkılmaz bir noktaya ulaşır ve tabi böyle bir durumdan Avrupa’da büyük ölçüde etkilenir. Petrol fiyatları artar; enflasyonla mücadele hayal olur.
TÜİK verilerine göre sanayi üretim endeksi %5.3 küçülmüş, tüm veriler sanayi sektörünün güç kaybettiğini gösteriyor. Sanayide işlerin iyi gitmiyor olması; istihdamı, dış ticareti, teknolojik dönüşümü büyüme ve kalkınma ve hatta eğitim sürecini de olumsuz etkiler. Tüm bu olumsuzluklara karşın bir de Türkiye Suriye/Ortadoğu bataklığının içine çekilirse sorunun boyutları büyür…
Küresel ekonomide de yavaşlama belirtileri görülmektedir, bu durum Türkiye’nin büyümesine dış talep olarak gelecek katkıyı azaltacaktır. Ayrıca yurt içinde parasal sıkılaştırma ve faiz artışı nedeniyle krediye ulaşım zorlaşır ve iç talep büyüyemez. OVP’da hedeflenen büyüme oranı tutturulamaz. Böyle bir tablo ülke ekonomisini Resesyona sürükler ki, işsizlik artar, toplumsal barış bozulur, suça eğilim artar.











