8 Mart’ın temel taşları, Mart 1908 tarihinde New York’ta 15 bin çalışan kadının, mesai saatlerinin kısaltılması, ücretlerin artırılması, seçme hakkı içeren talepleri ve dünyada ses getiren eylemlerinden bir yıl sonra Amerika Sosyalist Partisi 8 Mart’ı Ulusal Kadınlar Günü ilan etti.
1910 yılında Kopenhag’da toplanan ‘Uluslararası emekçi kadınlar konferansında’ Clara zetkin, ‘Dünya Kadınlar Günü’ fikrini önerdi; Konferansa katılan kadınlar öneriyi oy birliği ile kabul ettiler. Fiilen uygulanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 1975 yılında Birleşmiş Milletler örgütünün kabulüyle resmiyet kazandı.
Birinci dünya savaşı sırasında, 8 Mart 1917 de Rus emekçi kadınlar, ‘Ekmek ve Barış’ istiyoruz sloganıyla sokaklara çıktılar. Eylemin 4. Günü Rus Çarı tahttan indirildi ve yerine kurulan geçici hükümet, kadınlara seçme hakkı tanıdı.
İnsanlık tarihi boyunca kadın hep ötelendi, toplumsal hayatın dışında, evinde tutulmaya çalışıldı. Emek sermaye çelişkisinin başlattığı sosyal, siyasal mücadele tarihi boyunca kadın, toplumsal yaşamda eşit haklara sahip olabilmek için hep mücadele etti.
İnsanlık tarihi içindeki özgürlük mücadelesinin taşıyıcı ana unsurlarından biridir, kanının eşitlik, özgürlük mücadelesi.
Kadın hakları mücadelesi, kadının toplumsal, siyasal ve ticari alanda var olma mücadelesi; bu gün, tarihin tüm aşamalarından daha yaşamsaldır ve çok daha belirleyici olacaktır. Özellikle Orta doğuya demokrasi gelecekse, bu kadının mücadelesi ve başarısıyla olacaktır. Kadın mücadele etmeli ve başarmalıdır.
Kadının, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin başarıya ulaşması; birlikte yaşama kültürünün yaygınlaşması ve demokrasinin yaşam biçimine dönüşmesini sağlayacaktır. Dünyanın geleceği kadının; eşitlik, özgürlük, barış, demokrasi talepli örgütlü mücadelesine bağlıdır.
Bu gün içinde bulunduğumuz dünya, belirsizlikler, öngörülemezlikler ve değişkenlikler (Vuca) yumağına dönüşmüş; gelecek tahmini yapılamamaktadır. Kapitalist sistem, dünyayı ve kendini yönetememekte, büyük bir çıkmazın içinde, yer yer faşizme doğru evrilmektedir.
Bölgesel savaşlar, üçüncü dünya savaşının kapısını aralamakta; uluslararası örgütler, bu gidişi engelleyememektedirler.
Birleşik Avrupa hem fiziken ve hem de üretim teknikleri olarak yaşlanmakta ve reel demokrasideki öncülüğünü yitirmektedir.
Müslüman Arap ülkelerini yönetenler, ABD/Tramp’a teslim olmuş, bize karışma, düzenimizi bozma, yer altından, yer üstünden istediğini al modundalar. ABD/Tramp, Sovyet bloğuna karşı yetiştirdiği, dinci, ırkçı bilumum terör örgütlerini, tasfiye etmekte başka bir anlatımla yarı yolda bırakmaktadır; ki, yaptığı en faydalı iş de budur.
İşte böyle bir ortamda, kadınlar; çocuklarını kucaklarına, eşlerini yanlarına alarak; eşitlik, özgürlük/ hak, hukuk, adalet/ birlikte üretim, adil paylaşım/ Yurtta Barış Dünyada Barış diyerek; İzmir’den, Edirne’den yola çıkıp, batıya hep batıya yürüyerek, İnsanlığı 21. yy.da hakkettiği; barış içinde, birlikte üretip birlikte paylaştıkları insan odaklı düzene taşıyabilirler…











