Hangisi daha anlamlı, Beştepe’deki mi, meydanlardaki mi? Konuya girmeden önce bir hatırlatma yapayım.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir konuşmasında, ‘Biz Cumhuriyetin ilk 80 yılında yaptığının 15-20 kat fazlasını yaptık’ demiş.
AKP Sakarya milletvekili de ‘AKP iktidarı olmasaydı 20 yıl yiyecek ekmek bulamazdınız. 20 yıldır savunma sanayini geliştirmeseydik bu gün sizin vatanınız bile olmazdı’. Demişti…
İçinde yaşadığımız ülke gerçekleri ise ortalama verilere göre; ülkenin nüfusunun üçte ikisi/ 57 milyon kişi yoksulluk içinde; en tepedeki 12 milyon kişi refah içinde; 5 milyon aile/17 milyon kişi de sosyal yardımlarla yaşıyor.
Günde 19 milyar 752 milyon TL. vergi geliri elde ediliyor bunun 3.5 milyarı faize gidiyor. Çalışan nüfusun yüzde ellisi asgari ücretli; yüzde yirmi beşi işsiz; orta sınıf yok olmuş; enflasyon ölçümleme farklılıklarına rağmen yüzde yetmişlerin üzerinde; bu ve Beştepe’de ki anlamlı cümleler bu koşullarda söylendi.
Evet; ve böyle bir ortamda ‘1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nı İşçiler-emekçiler meydanlarda; sorunlarını dile getirerek, çözüm önerilerini sunarak ve yer yer davul zurna eşliğinde halay çekerek kutladılar…
Aynı gün aynı saatlerde Beştepe’de Cumhurbaşkanının başkanlığında; İşçi-işveren temsilcileri, ilgili bakanlar, değişik iş kolunda çalışan işçilerin katıldığı anlamlı bir toplantı daha yapıldı; adı, ‘Beştepe 1 Mayıs Emek Buluşması’…
Cumhurbaşkanı toplantıda, (mealen) 23 yılda Türkiye’yi düzlüğe çıkardığını, sendikal örgütlenmenin, hak aramanın önündeki tüm engelleri kaldırdığını, toplumsal barışı sağladığını söyledi ve emekçilerin bayramını kutladı…
En az 20-25 yıldır sendikalarının, odalarının, derneklerinin başında olan temsilci-başkanlar, tek tek görüşlerini; görüşlerini dedimse, eleştirilerini ve isteklerini değil; sayın Cumhurbaşkanına işçi-işveren temsilcilerini 1 Mayısta Beştepe’de-Cumhurbaşkanlığı sarayında bir araya getirdiği için saygılarını ve minnettarlıklarını sundular. Aklıma deli bir soru geldi; bizim asıl sorunumuz iktidar ve iktidarı değiştirmek mi?
Evet, bu sene 1 mayıs Emek ve Dayanışma Bayramını Beştepe’de ve meydanlarda kutladık…
Bir 1 Mayıs’ta böyle geçti, durmak yok yola devam…
TARIMSAL KALKINMA
Çiftçi denince toprak, toprak denince vatan akla gelir. Yunan ve Roma mitolojisinde ve Anadolu’da ‘Toprak Ana’ denir.
Toprak, üretendir, anadır, vatandır, kutsaldır.
Toprak denilince öncelikle akla çiftçi ve sağlıklı gıda üretimi gelir. Üretmeyen toprak vatan değildir ve analık vasfını yitirmiştir.
Ne ekersen onu biçersin diye Anadolu’da bir söz vardır; Anadolu’da çiftçi ekmiyor, giderek üretimden çekiliyor, köyünü toprağını terkediyor.
Çiftçinin/Köylünün, köyünü toprağını terketmesi, gıda üretiminin azalması, işsizliğin ve yoksulluğun artmasının yanında Milli Güvenlik sorunudur.
Köyden kente göç, niteliksiz işsiz sayısını artırdığı gibi kent kültürünün bozulmasına da neden olmaktadır.
Köyden kente göçün nedeni sadece çiftçinin emeğinin karşılığını alamaması değil, köyde sosyal hayatın zorlaşması, çocukların eğitimi, sağlık hizmetlerine ulaşım gibi üretilmiş sorunlar köyden kente göçü hızlandırmıştır.
Köy okullarının ve sağlık ocaklarının kapatılması, küçük çiftçinin kaderine terk edilmesi süreci hızlandırmıştır.
Türkiye’de tarımın çöküşü, köylerin boşaltılması bilinçli bir tercihtir. Devlet üretimi değil, ithalatı destekleyen politikalar izlemiş; Türkiye, gıda üretimi yönünden kendine yeten yedi ülkeden biriyken, buğday, hayvan yemi ve hatta saman ithal eder duruma düşürülmüştür. Türkiye’de, tüm tarım ürünlerinde üretim azalmış ve dışa bağımlı hale gelinmiştir.
Tarımda çalışanların toplam istihdamdaki payı ve milli gelirden aldığı pay giderek düşmüş, bu gün itibariyle Türk çiftçisi ile Avrupa çiftçisi arasındaki ortalama gelir farkı 8-10 kat olmuştur.
Türkiye zaman yitirmeden ‘milli tarım ve kırsal kalkınma’ proğramı hazırlamalıdır. ‘Amerika’yı yeniden keşfetme’ye gerek yok; Çiftçinin kooperatiflerde örgütlenmesi teşvik edilmeli, üretimden satışa kadar her aşama planlanmalıdır.
Tarım arazilerinin toplulaştırılması tamamlanmalı ve köyde yaşayan tarım yapan hissedara devri kolaylaştırılmalı ve sağlanmalıdır. Tarım üretimi planlanmalı, tarım girdileri üzerindeki enflasyon baskısı kaldırılmalıdır. Küçük çiftçi desteklenmeli, köyde sosyal hayatın alt yapısı sağlanmalı, okullar açılmalı, sağlık hizmeti (Sosyalize sağlık hizmeti) köye götürülmeli, ‘yerli karışık ekim’ teşvik edilmelidir.
Çiftçi eğitilmeli, Üretim girdileri, tohum, gübre, makine-ekipman desteği verilmeli, kooperatiflerde ziraat mühendisi, veteriner hekim istihdamı sağlanmalı ve çiftçi sosyal güvenceye kavuşturulmalıdır…
Kırsalda ortak yaşam ve demokrasi kültürü kooperatifler marifetiyle gerçekleştirilebilir. Toprak Anadır; Toprak Vatandır, bir millet anasına ve vatanına nasıl sahip çıkıyorsa toprağına da öyle sarılmalıdır…











