Türkiye’nin bakır üretiminde lider şirketlerinden Eti Bakır, Samsun’un Bafra ilçesinde yürütülen İkiztepe kazılarına bu yıl da sponsor oldu. Karadeniz arkeolojisinin protohistorik dönemleri açısından büyük önem taşıyan kazılara verilen bu destek, üç yıldır kesintisiz sürüyor. Eti Bakır, iş birliği sayesinde bölgenin binlerce yıllık kültür mirasının gün yüzüne çıkarılmasına katkı sunmaya devam ediyor.
‘Yerin Altındaki Bütün Cevherleri Çıkarıyoruz’ projesi kapsamında Eti Bakır, Samsun’daki İkiztepe Höyüğü ve Çanakkale’deki İnkaya Mağarası’nın kazı çalışmalarına destek veriyor. İkiztepe, Karadeniz’e özgü ahşap mimariden tekstil dokumacılığının ilk izlerine, metal kullanımından taş ve kemik buluntularına kadar geniş bir yelpazede Anadolu arkeolojisine yön veren bir merkez olarak öne çıkıyor. Burada bulunan metal eserler, binlerce yıl öncesinde dahi toplumların maden teknolojisinde ileri bir seviyeye ulaştığını gösteriyor.
Karadeniz’in binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmak için başlayan İkiztepe kazıları bu yıl 50. yaşını dolduruyor. Höyüğün kazı başkanlığını üstlenen Doç. Dr. Aslıhan Beyazıt, İkiztepe’nin tarih öncesi çağlarda dahi bakırın merkezi olarak konumlandığına işaret ediyor. Beyazıt, “Günümüzde sanayinin temel elementleri arasında yer alan bakırın, o dönemden bu yana varlığını koruduğunu görmek, bizi heyecanlandırıyor. Metal işçiliğindeki gelişimi ve çeşitliliğiyle de İkiztepe’nin diğer kazı alanlarından ayrı bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz” ifadesinde bulundu.
Samsun’un Bafra ilçesi sınırlarında bulunan ve Karadeniz’in bugüne kadar yapılmış en kapsamlı arkeolojik kazısı olan İkiztepe Höyüğü, bölgenin binlerce yıllık tarihi ve kültürel mirasına ışık tutuyor. İstanbul Üniversitesi tarafından ilk kazısının 1974 yılında başlatılan ve bugüne kadar yapılan araştırmalarda İlk Tunç Çağı, Tunç Çağı ve Geç Kalkolitik Çağ kültürlerine ait keşiflerde bulunulmasını sağlayan kazı, özellikle Hitit öncesi dönemde maden ve tekstil alanlarında öne çıkıyor. Mezarlarda bulunan bakır eşyalar, İkiztepe’de madencilik konusundaki teknik bilgi ve ustalığa sahip insanların yaşadığını işaret ediyor. İkiztepe’yi diğer kazı alanlarından ayıran bir diğer özellik ise bölgede yaşayan halkın maden işçiliğinin yanı sıra tekstil ve dokumacılığı da aynı dönemde yaşadıkları diğer insanlara göre çok daha iyi bilmeleri. Yine kazı alanında bulunan ve İlk Tunç Çağı III. Zamanına tarihlenen, 690 iskeletin yer aldığı toplu mezarlık, Anadolu’daki emsallerine kıyasla en büyüklerden biri olarak kayıtlara geçiyor. Bazı iskeletlerde rastlanan kafatası ameliyatı izleri de İkiztepe’nin tıp alanındaki gelişmişliğinin önemli bir göstergesi oluyor. İkiztepe Höyüğü kazıları, insanlık tarihi açısından büyük önem taşıyan sonuçlara ulaşması yönüyle tüm dünyada arkeoloji ve tarih çevreleri tarafından da yakından takip ediliyor.
Tekstil ve Dokumacılık Öne Çıkıyor
İkiztepe, Anadolu’nun kültürel hazinesinin ve dünya medeniyetindeki konumunun daha iyi anlaşılması açısından büyük bir öneme sahip. Geçmişten günümüze devam eden çalışmalarda bulunan dokuma tezgâhları, İkiztepe’nin önemli bir tekstil ve dokumacılık merkezi olduğunu ortaya koyuyor. Mezarlarda bulunan bakır eşyalar ise İkiztepeliler’in metali kullanma konusunda oldukça önemli teknik bilgiye ve ustalığa sahip olduğunun bir kanıtı. Tespit ettiğimiz mezarlara bırakılan ölü hediyelerini incelediğimizde oldukça tecrübeli metal ustaları tarafından üretilmiş mızrak ucu, hançer, ustura, spatula ve süs eşyalarından oluşan zengin bir buluntu topluluğuyla karşılaştık. Bugüne kadar ulaştığımız pişmiş toprak, kemik ve taş eserlerin, Karadeniz’e özgü ahşap mimari, tekstil dokumacılığı ve metal kullanımının izlerini yansıtıyor. Elde edilen en önemli bulgulardan biri, İkiztepeliler’in Erken Tunç Çağı olarak adlandırdığımız M.Ö. 3’üncü bin yılda açığa çıkarılan bazı iskeletlerde görülen ameliyat izleri; bizlere İkiztepeliler’in tıp alanında da bilgi birikimine sahip olduklarını gösteriyor.
Anadolu’da Neolitik Çağ’dan itibaren gördüğümüz kafatası ameliyatlarının M.Ö. 3’üncü bin yılda İkiztepe’de de yapıldığını anlıyoruz. İkiztepe’de önemli bulgu bu ameliyatlardan sonra bazı bireylerin yaşamına bir süre daha devam etmiş olması. Bölge tarihine ışık tutan araştırmalarımız, İkiztepe’nin bundan yüzlerce yıl önce çok önemli bir dokumacılık merkezi olduğuna işaret ederken, bölgenin tarih öncesi çağlarda dahi “bakırın merkezi” arasında konumlandığını gösteriyor. Günümüzde sanayinin temel elementleri arasında yer alan bakırın, o dönemden bu yana varlığını koruduğunu görmek, bizi bu araştırmalarda heyecanlandıran konular arasında yer alıyor. Dolayısıyla metal işçiliğindeki gelişimi ve çeşitliliğiyle de İkiztepe’nin diğer kazı alanlarından ayrı bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz.
Ahşap Mimari Kullanılmış
İkiztepe’de geleneksel mimari ahşap yapılardan oluşuyor. Bu yapıların inşasında değişik büyüklükte işlenmiş kütükler yatay şekilde üst üste konularak ‘çantı’ adı verilen bir teknikle çivi kullanılmadan yapıldığı görülüyor. İkiztepe halkının, ahşaptan, duvarları kille sıvalı, sazlarla örtülü semerdam çatılı evlerde yaşadıkları anlaşılıyor. İkiztepe yerleşmesi, Karadeniz Bölgesi’nin özgün mimari geleneği olan ahşap mimarinin en erken örneklerini veren tek yerleşme.
Beyin Ameliyatı Yapılmış…
Kafatası trepanasyonları, İlk Tunç Çağı’nda İkiztepe’de yaşanan savaş nedeniyle kesici, delici ve küt uçlu silah yaralanmalarını iyileştirmeye yönelik gerçekleştirilmiştir. Kafatası ameliyatı gerçekleşmiş bireylerin cerrahi müdahale sonrasında bir süre daha yaşadıkları anlaşılmıştır. Bununla birlikte, yaşlı bir erkek iskeletinde saptanan trepanasyonun (baş delgi ameliyatı) tümoral oluşumla birlikte ele geçirilmesi, İkiztepeliler’in travmaların dışında kalan bazı sağlık sorunlarını da cerrahi müdahalelerle tedavi etmeye çalıştıklarını göstermesi açısından çok önemli.
İkiztepe Höyüğü kazı çalışmaları, Anadolu’nun kültür mirasının insanlık tarihi açısından büyük önem taşıyan sonuçlara ulaşması yönüyle ve stratejik konumu nedeniyle hem Anadolu hem de özellikle Balkan kültürleriyle olası kültürel ilişkiler bağlamında Anadolu ve Karadeniz arkeolojisi açısından önemli bir yerleşme niteliğinde. Bugüne kadar sürdürülen çalışmalarda Erken Tunç Çağı ve Geç Kalkolitik Çağ ile ilgili bölgenin bilinmezlerine dair önemli verilere ulaşıldı. Arkeolojik kazılar her ne kadar kamu kaynaklarıyla yürütülse de özel şirketlerin desteği, iğneyle kuyu kazılan bu sürece önemli bir dayanak oluyor. Eti Bakır’ın sponsorluk desteği bu açıdan bizim için çok önemli. Eti Bakır, sponsorluğunun yanı sıra kazılarımızdaki bulguların etrafındaki toprakların incelenmesi konusunda bize gelişmiş laboratuvarlarıyla da destek oluyorlar. Bu gerçekten kazının devam ettiği süreçte bilgilenmemiz açısından çok kıymetli. 2024 yılı kazılarımızda da İkiztepe’de yeni bulgulara erişmek için büyük bir heyecan içindeyiz.
STAJ YAPTIĞIM KAZININ BAŞINDAYIM
Höyüğün kazı başkanlığını üstlenen Doç. Dr. Aslıhan Beyazıt, yıllar önce staj yaptığı kazının başında olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Aslıhan Beyazıt, ‘ 50 yılda ben üçüncü kuşağım. Benden önce iki tane değerli hocam bu kazının başkanlığını yaptı. (Ben de ölürüm benden sonra iki kuşak ta ölür bu kazılar belki o zaman biter Gülerek söylüyor) Burada doğayla tarihle iç içe her gün yeni bir heyecan yaşıyoruz. İkiztepe çok farklı bir yer. Burada binlerce yıl önce beyin ameliyatı gördük. Burada tekstilde ne kadar önemli mesafe yaşandığı ortada. Et ve balıkla beslenmiş bir topluluk. 13 iskelette beyin ameliyatı yapıldığını görüyoruz. 5-6 tanesinin ameliyat sonrasında da yaşamlarına devam ettiği görülüyor. Yaklaşık 6 bin tane dokuma tezgahı bulunuyor. Keten üretiyorlar. Bu kadar ürünün sadece kendileri için üretmeleri mümkün değil. Kendilerine yakın bölgelerde bulunun topluluklara da bartır sistemi ile vermişler bu ortada. Bakırdan yapılan mızraklar silahlar ve süs eşyaları oldukça fazla. Ama Bafra bölgesinde bakır madeni yok. Bakırın en yakın bulunduğu alanlar Sinop Durağan ve Amasya bölgesi. Buralardan bakır getirip işlemişler. O zaman insanın aklına binlerce yıl öncesinde bu bölgelere nasıl gidip getirmişler. Tüm bunlar zaman içinde ortaya çıkıyor. Şu ana kadar yani 50 yıldır yapılan kazıların sonunda elde edilen bilgiler ve ortaya çıkan materyallere bakıldığında çok zeki bir topluluğunun burada yaşadığını çok rahat söyleyebiliriz’ dedi.

